Bu nasıl ulaşım?


Bu nasil ulaşım?

Okula ve dershaneye giden bir vatandaş olarak; İETT ve Özel Halk Otobüsleriyle hafta boyunca her gün buluşuyorum ve beraber seyahat ediyoruz. Tabi bunun adı seyahat ise.

Ben bunu artık her ortamda haykırmaktan, bas bas bağırmaktan yoruldum gerçekten. Türkiye'deki bu ulaşım rezaletinden bıktım.

İnsanlar birbirlerine adeta yapıştırıcı ile yapıştırılmış, ter kokusundan mayışmış, cam ve kapılarla irtibat halinde seyahat ediyor.

Bindiğim 97 no lu Beyazıt-Güneşli arası sefer yapan İETT olsun Özel Halk Otobüsü olsun; hiç mi boş olmaz arkadaş?

Giderken, dönerken, hangi durakta olursa olsun bir araba hiç mi boş olmaz?

Hele ki bu hatta binen insanların yolculuk esnasında suratlarına bakarsanız; hepsinin mecburi olarak bu eziyeti çektiğini görürsünüz.

Bunca sıkıntının üzerine bir de yolcu-şoför tartışmaları da yaşanırsa tadından yenmez.

Size bugün yaşadığım olayı örnek vereyim;

Otobüs Şirinevler’den Mahmutbey yoluna doğru çıkıyor. Ön kapıdan inecek yolcu olduğu için kapıyı açan şoför, bu sırada orta kapıyı da açıyor. Orta kapı birden açılınca da orada durmakta olan 21 yaşlarındaki gencin kolu kapıya sıkışıyor.
Can havliyle de “Açmayın ulan kapıları” diyerek feryat ediyor. Muavin bu feryada karşılık gencin suratına tip tip bakıyor. Genç kolunu kapıdan kurtarıp muavine “Bana bakmaman için 5 saniyen var” diye tehditte bulunuyor. Muavin buna aldırmaksızın tip tip bakmaya devam edince de genç birden orta kapının oradan muavin kısmına doğru atılıyor ki; yolcular durdurup sakinleştirmeye çalışıyorlar. “Sizin gırtlağını keserim ulan, bineceklerin parasını ben vereceğim lan ben; aç köpekler” diye bağırınca da muavin elini para kasasının oralara daldırıyor ve tam bir şey(bıçak, sopa, silah vb.) çıkaracakken yolcular onu da durduruyor. Şoförde arabayı 2 durak boyunca kapıları açmadan sürmeye devam ediyor, polis arabası görebilmek umuduyla. Ve 2 durak sonra da bir polis arabasıyla karşılaşıyor. Memura durumu anlatıyor. Polis genci arabadan indirmek için kolundan tuttuğu anda artistleşen genç “Bırakın ben kendim inerim” şeklinde bir çalıma kalkışıyor. Polis buna karşılık genci sert dille uyarıp aşağıya indiriyor ve kafasını aşağıya doğru bastırıp arabaya itiveriyor.

Peki bu olayda mağdur kim?

Mağdur?
Her durakta arabanın yolcu sınırlarını zorlayarak yolcuları balık istifi haline getiren şoför mü, gerçekten kolunu kapıya sıkıştırdığı için mi asabileştiği bilinmeyen 21 yaşlarındaki genç mi, yoksa yaşadığı bu olay sebebiyle yaklaşık 20 dakika aynı yerde durmak zorunda kalan vatandaş mı?

Karar sizlerin.

Yazar: Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.