Sahte sol, sahte aydınlık


Sahte sol, sahte aydinlikÜlkemizde "Ermeni Soykırımı" adı altında yıllardır karışıklık çıkıyor. Emperyalist güçlerin ülkemiz üzerindeki bir oyunu daha… Amerika bizi soykırım yapmakla suçluyor. Ancak bu bana normal geliyor. Çünkü bir milletin, düşmanını diğer milletlere kötü göstermesi gayet normaldir. Normal olmayan soykırım iddiası yapılan aziz Türk milletinden birkaç kişinin çıkıp bunu kabul etmesi ve özür dilemesi…
Dostlar bizi hiçbir zaman düşmanın topu, tüfeği, süngüsü yıkamadı; bizi her zaman içimizdeki hainler yıktı. Bizi arkamızdan bıçaklayanlar bizleri yıktı ve biz ellerimiz bağlı izledik, izledik, izledik… Gizli bir sağcı ideoloji içinde bulunan kendine aydın diyen, solcu diyen ancak ne aydın ne de solcu olabilen yüzlerce vatan haini var bu ülkede. "Aydınız, devrimciyiz, solcuyuz" diye boy gösterenler var. Atatürk gibi bir devrimci dururken Che, Castro, Lenin, Marx, Mao hayranları… Sosyalizmi savunduklarını, komünist devrimci olduklarını, vatanlarını ölümüne koruduklarını, işçinin ve emekçinin her zaman yanında olduklarını söyleyenler… İşin garibi bu adamlar bir türlü Atatürk'ü sevmiyorlar ve Kemalizm ideolojisine düşman bir tavır sergiliyorlar. Genelde gençlik kolları olarak görüldüğü daha çok liseli öğrencilerden oluşan eli silahlı gizli örgütler kuruyorlar. Gençlerin bağımsızlığına düşkünlüğünü kullanarak kandırıyorlar. Çıkarttıkları gazetelere, açtıkları sitelere, konuşmalarına bakıyoruz…"Yaşasın halkların kardeşliği!", "Rehber Apo!", "Kürtçe'ye özgürlük!", "Yaşasın Lenin, yaşasın Sosyalizm" gibi sloganları var. Ve Atatürk'ü bir emperyalist uşağı, ırkçı, diktatör olarak tanımlıyorlar. PKK yandaşlığı ve sahte ulusalcılık hat safhada. Ama devrimciyiz diye sol yumruklarını sıkmayı çok iyi biliyorlar. 1 Mayıs İşçi Bayramı'nı kutluyoruz; işçilerden çok devrimci kimliğiyle öne çıkanlar, öğrenciler katılıyor. Herkeste yabancı devrimci hayranlığı var. Mustafa Kemal'in adı dahi geçmiyor. Ama bilmedikleri, kabullenmedikleri bir şey var. O da o hayran oldukları devrimcilerin çoğunun Atatürk'ten esinlenmiş ve o'nu örnek almamızı söyleyen kişiler olması.

Küba Devrimi'nin öncülerinden Arjantinli devrimci Doktor Che Guevara, yakalanıp öldürüldüğünde sırt çantasından Atatürk'ün Büyük Nutuk'u ve Nazım Hikmet'in Kuvayi Milliye Destanı çıkmıştır. Bugün Nutuk'u okumamış ama kendine devrimci diyen bir topluluk var. 12 Aralık 1996'da Küba'da Fidel Castro ile görüşen Dursun Özden,

"Türkiye'de solcu, ilerici ve devrimci gençler; Che Guevara ve Fidel Castro'yu çok seviyorlar ve sizleri mutlak önder olarak kabul ediyorlar…" diyor.

Bunun üzerine Castro,

"Devrimci Mustafa Kemal Atatürk varken, Türk gençleri neden kendilerine başka önder arıyorlar? Devrimci Atatürk bizim ve tüm mazlum halkların esin kaynağıdır…" der.

Fidel Castro böyle demesine rağmen onu ve devrimciliği savunan gençlerimiz Atatürk'ü örnek almaz. Castro'nun sözleri bununla bitmez elbette. Mart 1997 de Habitat Toplantısı için İstanbul'a gelen Fidel Castro, yaptığı konuşmada "Asıl devrimci Mustafa Kemal Atatürk'tür. Ben bir devrim yaptım, ama O'nun yaptıklarını asla başaramazdım. Sakın kendinize başka esin kaynağı aramayın…" diyor. Ama bizim devrimci arkadaşlar yetinmeyi bilmediği gibi o'nu esin kaynağı olarak seçmez de. 1935'teki Uzun Yürüyüş öncesinde Şankay Meydanı'nda toplanan binlerce Çinliye seslenen Mao "Ben, Çin'in Atatürk'üyüm…" der ve devam eder. Dünyadaki ülkelerin neredeyse tamamı Atatürk'e hayran gözlerle bakıyor. Ama bizde bir türlü değeri anlaşılamıyor. Üstat Uğur Mumcu bu konuda yine gereken cevabı veriyor:

"Kendisine devrimci diyen bir aydının Kemalizm'e karşı olması düşünülemez. Bu olsa olsa günlük devrim kavgasından kaçan korkakların kendi kendilerine buldukları bir sığınaktır. Böylece, toplum içinde en ileri kendileri görünecekler ve fakat devrimci kavganın hiçbir atılımında bulunmayacaklar! Bunlar gizlenen bir sağcılık akımının içindedirler: Atatürk'e karşı Osmanlı hayranlığı, Ulusal Kurtuluş Savaşına karşı Çerkez Ethem taraftarlığının adı solculuk olamaz. Hiçbir bilimin verisi, hapishane anılarıyla karıştırılmış bir muhayyilenin tarih olarak sunulmasını gerçek olarak niteleyemez. Kemalist devrimin anlamına karşı çıkan bir devrimci, sadece bireycidir; toplumcu değildir, tarihçi değildir ve eylemsel anlamda devrimci de değildir. Sağcılığın en sinsi kesimi, kendilerini devrimci olarak tanıtıp Kemalizm'e saldıranlarca temsil edilmektedir." (Uğur Mumcu- Devrim, 3 Kasım 1970)

Üstadın dediği gibi bu özür dileyenler; "ulusalcılık" kavramını gerçek anlamıyla bir türlü öğrenemeyip, milletin içinde "azınlıklar" yaratanlar ve onların haklarını savunduklarını söyleyenler, hepsi sahteci… Hepsi sağcılığın en sinsi kesimine ait kimseler… Ne aydınlar, ne devrimciler ne de vatanseverdirler. Mensup olduğu milleti düşman olarak gören birkaç zavallıdan ileriye gidemeyeceklerdir. Gerçek aydınlar, Atatürk milliyetçisi yani hem "ulusalcıyım" diye bağırırken hem de bütün yüreğiyle "Ne mutlu, Türk'üm diyene!" diye bağırabilendir. Ve şimdi bizler hainlere karşı bağırıyoruz!

"Ne mutlu, Türk'üm diyene!!!"

Tayfun Sazak

Yazar: Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.