Bir ihbar öyküsü


Bugün fakülteden çıktım, malum vizeler yaklaşıyor hem sınavlar yoğunlaşmadan önce bir rahatlama hem de sınav öncesi sınavlık ihtiyaçları (top kağıt, not, fotokopi gibi) görmek için Sarıyer'e indim. Evime gitmeden önce de yakınlarda bir kıraathanede çay keyfi yapmak istedim.

Neyse kahveye girdim, kahve himayaların zirvesi gibi! Sigara dumanından bulutlar oluşmuş. Köşedeki “Burada sigara içilmez. Cezası 62 TL” yazısını görmeye sağlam göz lazım. 🙂 Sigara içmeyen biri olarak sinirlerim acayip bozuldu. Daha öncede bu kahveye maç izlemeye gitmiş, eve döndüğümde leş gibi sigara kokusunu üzerime sinmiş bulmuştum. Evdekiler söyleyincede bir anlam verememiştim, sigara yasağı olan, etrafımda kimseyi içerken görmediğim bir yerde nasıl sigara kokarım ki diye… Devre arasında dışarıda sigara içenlerle az çok takıldığıma vermiştim bu sigara kokusunu ama öyle değilmiş o işte. Mesken sigara meskeniymiş meğer…
Hemen aklıma bu kıraathaneyi ihbar etmek geldi ve asıl olayda orda başladı. Hazır Vodafone’umda beleş dakikalar varken hem bu rezilliği çözmek, hem de üzerime sinen buram buram sigaraların intikamını almak için sarıldım telefona.

İlk olarak bir düşündüm. Polis mi Zabıta mı diye. Polisin no.sunu bildiğimden ilk onu aradım. Telefona cevap veren polis bölgenin polise mi jandarmaya mı ait olduğunu sordu. Bulunduğum yerin polisin bölgesiyle jandarmanın bölgesinin arasında bir yerde olduğundan emin olamadım. Zaten yeni taşındım… Polis aldı adresi, bizim bölgemiz olmayabilir siz bir de jandarmayı 156 yı arayın dedi… Peki dedim 156 jandarmayı aradım. Çıkan kişi sigara yasağına Merkez Komutanlığı'nın baktığını söyledi ve 258 99 60 diye bir numara verdi. Bu numarayıda aradım burası Merkez Komutanlığı biz bakmayız 156 yı arayın denildi. Eeee 156 da sizi aramamı söyledi diye küçük bir isyan patlaması yaşadım “-Size yanlış bildirilmiş, 156…” dedi çıkan kişi… Jandarma ve polisten ümidimi kestim ilk düşündüğüm zabıtayı 153’ü aramaya karar verdim. Aradığımda telesekreter 3 seçenek sundu, “Beyaz Masa, Kadın ve Çocuk Hakları….”diye tam hatırlamıyorum. En mantıklısı Beyaz Masaydı ve onu seçtim. Biraz beklettiler hatta, bağlandım derken zabıta’da kendilerinin ilgilenmediğini, sağlık bakanlığını 184’ü aramam gerektiğini söylediler. Yine peki dedim, aradım 184 ü ve sonunda sigara yasağını üzerine alan bir yetkiliyi buldum 🙂 Şikayette isim istediler, isimsiz dedim. Siz verin ben gizleme seçeneği koyabiliyorum dedi hattaki bayan yine peki dedim ve bir ufak şikayeti devletin tüm yetkililerini arayarak yapmayı başardım 😀

Sağlık bakanlığı yetkililerinin kıraathaneleri teftiş ettiğini tv de görmeme rağmen ne ilk ne de son olarak sağlık bakanlığına ihbar etmek aklımın ucundan bile geçmemişti.

Sonuç: Sigara ihbar etmek istiyorsanız adres sade ve sadece sağlık bakanlığı, o da 184 müş…

Ha bir de unutmadan, sigara yasağına uyan nezih bir kıraathane bulup, yolda aldığım yeni nesil abur cubur çubuklu çikolatayla çay keyfimi yaptım. Kahveciye gönülden bir “Arkandayız abi” selamını çaktım ve çıktım…

Yazar: Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.

“Bir ihbar öyküsü” için 12 yorum

  1. 🙂 o yüzden kahvenin yakınlarında yapmadım ihbarı… inşallah canları yanarda bir daha yasak delmezler orda burda. belliki kahveciyide zabt u rapt altına almışlar…

  2. 🙂 okurken çok heyecanlandım sizi bu tutumunuzdan dolayı tebrik ederim

  3. 184 hmm aklımın bir köşesine not ettim. bizim iş yerinde içilmiyor pek ama çok abartılı içilen bir ortamı da ihbar etmekten çekinmem.

  4. 😀 bu iş aziz nesin'in hikayelerine benzemiş. polis mi jandarma mı diye 😀 ama kesinlikle bu ihbarların yapılması lazım, halkın sağlıyla oynamaya hakları yok!

  5. @kayıpmerhem, teşekkür ederim…@kamıl, 184 unutmayasın kardeşim ;)@ozantı, benimde aklıma gelmişti 🙂 @bloGkaan, bulamazlar, panik yok!..

  6. kahvedekilerin blog wolkanca'yı takip etme olasılığını düşünürsek, imkansız değil 😀