Okan Bayülgen aslında…

Uyuyamama ve bu yazımı yazmama neden olan arkadaş şu. Onunda dediği gibi o değişimi fark edenlerden biriyim. Okan her ne kadar; "bu da bir klasik çemkirme" diyecek olsa bile bu sefer gerçekten yanılıyor olabilir.

ayns

Okan Bayülgen'i iyi tanıyorum, iyi bir aileden geliyor, yalnızca izleyiciyim ve gerçekten şahsi olarak beni hiç ilgilendirmez, beni ilgilendiren kısımları sanatı, ilkeleri, örnek tavrı, ülkeye ve geleceğine kattığı vs. "idi", idi çünkü bana olması gerektiğinden fazla değişti gibi geldi. Okan'ı ben, günümüzdeki modern insanın o her şeye sahibi olma arzusunun; başarılı öğrenciler piramidinde en tepede görüyorum, kontrol etmek, her şeyi(şey: maddi ve manevi ayrımı yok hayat içerisindeki her şey). Allah bağışlasın çocuk olduktan sonra her baba gibi bir değişim yaşadı fakat bu olması gerektiğinden fazla oldu.

Okan Bayülgen için demiyorum, genelde insanlar bu listeye girince klasik yaptıkları şey sivil toplumculara yanaşırlar, severler yada yaparlar, bunlarla rahatlarlar ardından yine devam ederler çünkü duraladıklarında enerjileri tükenecek zannederler, bisiklet dinamosu gibi; tekerler döndükçe dinamo güç üreterek ışıkları yakar ama hiçbir şey durduk yere güç üretmez bence(erke dönergeci) buna göre düşünürsek bisikleti süren bir süre sonra kendini unutur. Işıklar yanar, dinamo döner, döner, döner ışık daha da yanar, bir ışıkta bisikletin arkasına takalım lan! şuralarda aydınların, buralarda aydınlansın.

İnsan bazen ara vermeli, Teoman gibi, yada insan biraz daha çizgilerin kalınlaşmasını beklemeli sonra yeniden gelmeli. İnsan değişme, hıza, dinamonun ürettiği enerjiye kendini kaptırıp kendini unutmamalı.

Bence Okan Bayülgen programlarında hem yayın zamanları, hem içeriklerin kalitesinde değişiklik yapmak zorunda, uzun yıllardır ilk defa dün gece izlemedim programını, benim önemim yok ama bu bir sinyal olabilir.

Time dergisinin kapağında "YOU" yazmasından bu yana 6 yıl geçti, sosyal medya dedikleri dalganın parlak çekiciliği bana göre neredeyse bitti, sonraki diji-sosyal dalga hızla akıp üstümüze üstümüze geliyor. Teknoloji kendi kültürünü yaratıyor, tüm yerel kültürler bundan etkileniyor. Dünya tek bir ülke gibi oluyor, bir şey dünyanın her yerinde çok hızlı olabiliyor, eskiden bunu sadece ABD yapabilirken(şu anda nispeten öyle) dünyanın diğer bölgelerinden çıkan şeyler de hızlı yayılabilecek durumda.

Acaba Okan Bayulgen'in değişimi de bu gelişmelere bağlı mıdır?

İnsanlar önce antipati duydular, sonra bana inanmaya başladılar. Çocuklar arkadaşlarına, onlar annelerine babalarına karşı savundu beni. Nietzsche "bütün harikalar ürpertici kılıklara bürünmeli, ancak bu şekilde insanların kalplerinde bir yer edinebilirler" der. Çünkü sempatik ve aptal bir şey, sempatik ve aptal bir şey olarak hayatımızdan gelip geçer. Ancak uğruna çaba harcadığımız , önce korktuğumuz, direndiğimiz sonra kabul ettiğimiz bir şey kalbimize yerleşir ve ondan kolay kolay vazgeçmeyiz.

Ömer Ekinci'nin bana göre muhteşem konuşması:

Okuyun adam olun: http://shiftdelete.net/sdn-teknosa-magazinin-18.-sayisi-yayinda-36208.html

Önümüzdeki hafta türkiye internetinin doğum günü. #internethaftasi

Cumartesi calismanin kotu trafi cumartesi calismak degil. cuma aksam erken yatmak zorunda olmak. 🙁 zorundayiz @dilberay

Almanlar yenilince biz de yenilmiş sayıldık.

#SEO, Digital Marketing, Growth Hacking #wolkanca volkan@volkanyilmaz.com.tr

“Okan Bayülgen aslında…” için 2 yorum

  1. saol şahin haklısın düzeltelim, başka hatalı yerler var mıdır?. senin avatar neden kız avatarı ya?