Kategoriler
Düşünce

Cehalet yakar!

Yakan ateş değil, cehaletin özgüveni ve liyakatsizlik.

Çok, çok ama çok üzgünüm, üzgünüz. 1 haftadır ormanlarımız cayır cayır yanıyor, insanların evleri yanıyor, canlılar yanıyor. Fakat yakan aslında ateş değil, cehalet! Ve onun getirdiği yönetim sistemi.

“Büyük milletler, felâket günlerinde şerefli imtihanlar vermeye fırsat bulurlar.”

Mustafa Kemal Atatürk

Yakan ateş değil, cehalet ve liyakatsizlik.

Maalesef toplumun yarısının oyunu alan tek bir şahısın devletin tüm(yasama, yargı, yürütme) kurumlarına kendi seçtiği kişileri atayıp ve istediği zaman bir gece kararname ile istediği kişiyi istediği yere atayabilen veya kovabilen, yetmez istediği yasayı “kararname” adı ile canı sıkıldıkça çıkarabilen, tüm yandaşların başta 5li çete cengiz gibilerin milyon dolarlık vergi borçlarını silebilen vs. vs. vs. bir ortamda nefes almaya çalışıyoruz.

Bunun sebebi cehalettir(+özgüveni), bunun sebebi ve ana sorun Mustafa Kemal Atatürk ve kurup temellerini attığı laik, sosyal hukuk devletinin tarumar edilmesi ona düşmanlık edilmesidir. Öncelikli mücadele cehaletten ve ondan beslenmek için öyle bırakılmak üzere kurulu sistemi yok etmek olmalıdır, bugün yangın yarın başka bir felaket, eğer bizler Mustafa Kemal Atatürk’ün hedeflerine dönmez isek sonuç değişmeyecektir.

Türk Hava Kurumu, Atatürk’ün kurduğu kurumlardan biri, diğer benzer Cumhuriyet kurumları gibi bunu da ele geçirmek eğer ele geçirmek mümkün olmaz ise pasif hale getirmek ve o da mümkün değilse komple yok etmek yönünde bir yaklaşımla “kayyum” atanmak suretiyle bir zamanlar Ortadoğu ve Balkanların en iyi yangın söndürme filosuna sahip olan Türk Hava Kurumu yok edilmiş.

Türkiye Büyük Millet Meclisi, Kurtuluş Savaşını yöneten, idare eden ve kurtuluş iradesini temsil eden Gazi Meclis eski günlerinden çok uzak. Asli görevi vatandaşlar tarafından seçilen üyeleri ile yürütme organını denetlemek ve yasama işi iken şu an ne işe yaradığı bilinmiyor, hatta bir ara tanıdığımız bir Milletvekiline sorduk neden mecliste değilsiniz de böyle sağ sola geziyorsunuz, cevabı: -Mecliste yapılacak herhangi bir iş yok-. Yani demek istediği Meclisin günümüzde hiçbir işe yaramadığı, vatandaşa hiçbir katkısı bulunmadığı idi. Meclisimizi tüm yetkileri kırpıldı ve tek bir şahıs tüm erkleri elinde tutmaktadır, fiili olarak –oligarşik– bir yapı ile yönetildiğimizi görmek için 3-5 maaş alanlardan ve milyon dolarlık araçları ile nargile kafelerde takılan tiplerden anlayabilirsiniz, ayrıca IBAN ile para göndermek yerine direk nargile kafeye gidip bu tiplerin cebine parayı bırakabilirsiniz bu daha pratik olacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri, devletin ve milletin teminatı, dosta güven düşmana korku salan, yüce Türk ulusunun vazgeçilmez kurumu. Cumhuriyetin bahsettiğim gibi önemli kurumlarına yaptıklarının en ağırını ona yaptılar, kağıt üzerinde rastgele terör örgütleri üreterek komutanlarımızı terörist ilan ettiler, el ele kol kola birlikte yol yürüdükleri şimdilerde FETÖ dedikleri organizasyonun elemanları(savcı, polis vs.) ile TSK’nın içini oymak ve etkisiz hale getirmek için akıl almaz burada saymakla bitmeyecek kumpaslar, hukuksuzluklar, ahlaksızlıklar ve hainliklere imza attılar. Daha sonra araları bozuldu ve TSK’nın içerisine yerleştirdikleri kendi adamları darbe girişiminde bulundu(15 Temmuz), şu an o darbe girişimi gününü bayram olarak kutluyorlar, ismini her yere verdiler, her laflarının başına ekledikleri bir argüman oldu. Dünyanın bütün demokrasilerinde devletin silahlı kuvvetleri yani ordu ülkenin başına gelebilecek, yangın, deprem vb. felaketlerde ön saftadır ve doğası gereği her zaman hazır ve organizedir, en hızlı ve etkili müdahaleyi ancak onlar yapabilirler, üstelik bunu kâr amacı ile değil yalnızca ülkelerine olan bağlılıkları ile yaparlar.

Devlet Planlama Teşkilatı, dünyanın en demokratik anayasalarından olan 1960 anayasası ile birlikte kurulan kurum 2011 yılında yeniden organize edildi, amacı ve görevi “Devletin ekonomik, sosyal ve kültürel amaçlarının belirlenmesinde hükûmete danışmanlık” yapmaktı. Bu kurum olabilecek her türlü felaket senaryosuna devletin hazırlıklı olmasını sağlayan, liyakatli insanların bulunduğu muhteşem bir kurumdu ki dünya demokrasilerinde bolca örneği vardır, özellikle ABD’de bunlardan çok fazla vardır ki zaten minimum 10-15 yıllık planlarla ilerlerler. Ayrıca hükümetin, başkanın değişmesinden etkilenmezler çalışmaları aynı çizgide ilerler. Evet sürpriz olmayacağı üzere Devlet Planlama Teşkilatı’nı da yok ettiler.

Devlet özel şirket değildir

Devlet özel şirket değildir, kâr etmesi beklenmez, devlet kimsenin babasının malı değildir kimse sahiplenemez tek sahibi vardır o da vergi veren, gerektiğinde canını, malını veren halk. Fakat bugünkü yöneticilerin tek derdi kâr elde etmektir, belki birkaç bakanı ayrı tutarsam hemen her bakanın kendi bakanlığını dolandırmakta ve hepsi bir şirket sahibi, bunu da mı göremiyorsunuz, Allah aşkına görün artık. Devlet kâr elde etmek için değil insanların refahı için, mutluluğu için çalışması gereken ve demokrasilerde öyle de olan bir kurumlar bütünüdür, bir kişi asla değildir, Cumhurbaşkanı da olsa bilmem ne başkanı da olsa süresi vardır görevini icra eder çekilir gider, bunlar sülük gibi yapıştırlar kanımızı emiyorlar hiçbir ağrımıza da iyi gelmiyor bu sülük hani işe yarasa bir nebze.

Belki yazabileceğim onarca başka hem devlet hem Cumhuriyetle özdeşleşmiş vakıf gibi kurum sayabiliriz, tüm bu kurumların yok edilmesindeki neden Cumhuriyet ve Atatürk düşmanlığı gibi görülse de aslında bu iş öyle görünmesi sağlanarak yandaş kazanıp asıl amacı olan “özelleştirip kâr elde etmek üzere hizmetlerin kendileri tarafından verilmesini sağlamak“dır. Bakın burası çokemelli, felakete müdahale için özel yandaş firmadan kiralanan araçlar ve şahıslar saatlik ücretler alıkları için kazandıkları para hariç başka hiçbir şey önemli değildir, ki o helikopter veya diğerlerinin saçma sapan şekillerde hiç bir işe yaramayan su atıp geçmesi de bu nedenledir. Oysa bunu bir Cumhuriyet kurumu örneğin THK, veya TSK yani Mehmetçiğimiz yapmış olsaydı emin olun onların içerindeki memleket sevgisinin etkisi ile ateş bile korkarak sönerdi.

Özellikle Türk Silahlı Kuvvetleri’nin, ülkemizin 1 hafta/7 gün boyunca cayır cayır yanmasına karşın kılını kıpırdatmaması(izin verilmemesi), günlerce ne savunma bakanı ne herhangi bir komutandan ses çıkmaması ciddi bir sorundur ve korkarım bundan daha büyük bir güvenlik sorunu, trol popülistlerin deyimiyle beka sorunu olamaz, güvende hissetmiyor olmak çok doğal.

Nutuk 93 Yaşında: Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yıllar süren emeğiyle, tarihimizi aydınlatmak ve geleceğimize ışık olmak için yazdığı; #Nutuk93yaşında
Atatürk’ün Türk Gençliğine Hitabesi
Reis-i Çay: Çay harareti alır! Aciz yönetim yoktur, az çay vardır.

Sevgili arkadaşlar, asla ama asla gerçekleri söylemekten, yöneticileri eleştirmekten korkmayınız, çekinmeyiniz(bu sitenin alt kısmında yazar). Bu memleket benimdir, senindir, sizindir, bizimdir! 3-5 iktidar sahibinin yapacağı zulüm bize vız gelir tırıs gider, bizim yolumuz Mustafa Kemal’in yoludur ve onu en iyi düşmanları, onların dedeleri bilir. Tek davamız insanca, medeni şekilde yaşamak, bizden sonrakilere iyi bir dünya bırakmak, eğer illa ki, mecburen bir reis gerekiyorsa, bize sorulursa tek ve ebedi reisimiz Mustafa Kemal Atatürk’tür!

Kapak görseli “Anadolu Ateşi / Fire of Anatolia” kurumuna aittir. Başlık Fatih Altaylı.

WOLKANCA

Volkan Yılmaz

Digital Marketing & WordPress & SEO volkan@volkanyilmaz.com.tr