Kategoriler
Gündem Hayattan Konuk Yazar

Arada fişinizi çekin, hayata bağlanın

Sabah gözünüzü açar açmaz mesaj ve mail kontrollerine başlıyor musunuz?
Gün içinde bu kontrollerin sayısını hatırlamaz bir halde misiniz?

Saatleriniz bir ekranın önünde geçerken, dış dünyada olan bitenden bihaber misiniz?
Ve tüm bunları yapamaz hale gelip, engelle karşılaştığınızda; derin bir sıkıntı yaşayıp, ruhsal rahatsızlık içine giriyor musunuz?

Evet' leriniz çoksa iflah olmaz bir teknoloji müptelasısınız ve bu durumun bir an önce çözüme kavuşması gerekir. Rüyasında bile internette sörf yapan ve teknoloji bağımlılığının önlenemez yükselişinin farkına varan Amerikalılar, arada bir 'fişi çekip' gerçek hayata bağlanmak için, bir hareket başlatmış. Dünyanın tüm bağımlılarını, bazı süreler fiş çekmeye davet ediyorlar.

Sharon Sarmiento rüyalarında blog yazdığını ve hayali mesajların sesini duyduğunu fark ettiğinde, fişi çekmenin zamanı geldiğini anladı. Ariel Meadow Stallings içinse internette gezerken geçirdiği saatlerin, sarhoş olup ne yaptığını hatırlamadığı saatlerden farkı yoktu.

33 yaşındaki yazar, blogcu ve Microsoft'ta yarı zamanlı pazarlama müdürü Stallings 'Fişi Çekilmiş 52 gece' adlı blogla, herkesi haftada bir gün teknolojiden uzak durmaya çağırıyor. "Teknolojiyi seviyorum ama e-maillerimi kontrol etmek üzere bilgisayarın başına oturup aradan altı saat geçtikten sonra, kendimi hala Youtube'da video izlerken bulduğumda bir sorun olduğunu anladım."

Stallings bunun üzerine, her çarşamba akşamı bilgisayarını, cep telefonunu ve televizyonunu kapamaya başlamış. Daha sonra ironik de olsa, yine blogu aracılığıyla dünyanın her yerinden; araba kullanırken mesaj atmayı alışkanlık haline getiren, banyoya laptoplarıyla giren, yemekte e-maillerini kontrol eden teknoloji bağımlılarını bulmuş.

Başlarda bunun sadece kendisi ve çevresindeki teknoloji düşkünlerinin problemi olduğunu sanan Stallings, bu sayede İtalya'dan Polonya'ya her yerde rastlanan evrensel bir problemle karşı karşıya olduğunu anlamış.

Connecticut'ta bir internet davranışları merkezi işleten Dr. Dave Greenfield, 1999'da 'Sanal Bağımlılık' kitabında kompülsif internet kullanımından bahsettiğinde insanlar bunun bir şaka olduğunu sanmış. Greenfield, Amerikan nüfusunun yüzde bir ile on arasında bir kısmının teknolojiyi yaşamlarını, ilişkilerini, sağlıklarını olumsuz etkileyecek şekilde kullandığını söylüyor.

Ancak Greenfield'e göre; alkol, uyuşturucu, kumar veya teknoloji olsun, bağımlılığın her türlüsü için 'fiş çekme' hareketinde olduğu gibi, inisiyatifi ele alma olasılığı çok düşük.

"Kanunlarla veya işleriyle başları derde girmediği sürece, bağımlıların aileleri ve sevdiklerinin zoru olmadan yardım arayışına girmesi çok zor" diyen Greenfield, kültürlerin yeni teknoloji kullanımıyla ilgili kolektif inkarlarını yok etmenin, uzun zaman istediği görüşünde.

Bir blogu olan Sarmiento, iki ay önce fişi çekmeye başlamasıyla; yeniden resim yapmaya, gönüllü projelerde çalışmaya başlamış. Şimdilerde tüm hafta fişi çektiği bile oluyor. Artık daha kaliteli bir yaşama sahip olduğunu söyleyen Sarmiento "Rüyalarımda bloguma yazı yazar, internette sörf yapardım. Bahçemdeyken bilgisayardan gelen hayali mesajların sesini duymaya başladığımda, internet başında çok zaman geçirdiğimi anladım" diyor.

'Fişi çekmeye' başladıktan sonra dans derslerine, arkadaşlarıyla el işi günlerine, mektup yazmaya başlayan Stallings de "İnternette geçen saatlerin sonunda, size kalan bir kambur ve ağrıyan bir popo" diyor. Quebec'te de bilgisayarcı Denis Bystrov ve Ashutosh Rajekar mayısta dünya çapında bir 'kapama günü' organize etmeye hazırlanıyor.

Peki bu müptelalık hali, bizim için nasıl bir durum gösteriyor?Hayatımızın tüm anlamlı ve sosyal işlerini bir kenara bırakıp, saatlerimizi teknolojik oyuncaklarla geçirmenin telaşında mıyız? Mutlu muyuz? Herhalde bizim içinde geçerli olması gereken bir durum bu. Çekin arada fişleriniz ve hayata bağlanın.

Haber: Radikal

WOLKANCA

Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.

ya bu kadar olur walla tam benim sorunlarımı anlatmışsın. ben de baya bir benziyorum bu adama ders çalışmam lazım engelliyor beni.bazen arkadaşlar zorla beni bir yerlere götürse de yine de eve gelince durum değişmiyor. ama bu fiş çekme olayı güzel bir fikir. bunu nasıl uygulayabiliriz mesela bir çizelge olsa nasıl olar eda abla?
medet diye bağırsam mı 🙂

bende tam bir teknolojikoliğim eskiden durumum daha vahimdi yemek yemek için bile kalkmıyordum pc başından,şimdi yalnızca iş yerinde girmeye özen gösteriyorum.fişinizi çektiğiniz günlerde sevdiklerinize daha çok zaman ayırıp daha mutlu oluyorsunuz. ben denedim 🙂

bloggerdal'cığım bence vazgeç bu sevdadan hem sesin falan da kısılır ne me lazım 🙂

şevval'im aynen birtanem bende cuma akşamı ve hafta sonlarımı sadece ömi'me ayırdım birtanem o nedenle bu uygulama çok hoşuma gitti benim de 🙂

tam bir bilgisayar manyağıyım galiba.bilgisayarla oyun oynamıyorum,sadece blogumla ilgileniyorum seo geliştirmeye çalışıyorum,yazı geliştiriyorum.bazen düşünüyorumda "bilgisayar olmasa halim ne olurdu".dersler yazılılar dört yanımı sarmışken bile 10 dk. blogumu gezmek bana moral veriyor…

geçenlerde sabah haberlerinde görmüştüm bu sanal bağımlılıkla ilgili çok enteresan kareler vardı. en enteresanı da ab toplantısında adamın tekinin cep telefonunda internete bağlanıp oyun oynamasına şaşmış kalmıştım 🙂

şu 2 haftadır ben de artık çok fazla pc başında zaman geçirdiğimi farkettim ve pc açık olmazsa aklım hep orda kalıyo ve başka birşey düşünemez hale geldim. otura otura kaba etlerimde ağrıyo zaten 😛 bazen bırakıp gitmeyi düşünüyorum pcyi de interneti de. tenise başlıcam. kilo aldım pc başında otur otur. bir anda bırakamam ama belki birgün süpriz yaparım (?!)