Kategoriler
Hayattan Konuk Yazar

Eller eteklerin altına varınca…

Geçtiğimiz günlerde Eminönü-Kadıköy vapurunda; çarşaflı genç bir kadının çocuğu, haşarılık yaparken, karşısında oturan etekli bir kadına dokunmaya peşisıra çocukluğundan mütevvellit bulduğu müsemayla eteğin altını yoklamaya başlamış…

Ardından, eteğinin altına hücüm boruları çalınan orta yaşlı kadın, kara çarşaflı hemcinsine "Hanım şu çocuğuna biraz sahip çık, bak ne yapıyor" demiş…

Bunun üzerine çarşaflı kadında ayağa kalkıp, "Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…" diye nidalanmış…

Sonra Allah ne verdiyse, saç saça baş başa…

Ve bu olay da bize, ala bir taşlama yazısı konusu teşkil etmiş…

Vatandaş vatandaş; iktidardakiler senden diye sesini çıkarmıyosun değil mi yanlış olduğunu bildiğin politikalara… Ama ötekiler olsa ve vursa bu kadar başına, hemen basardın Beyazıt Meydanı'nda mitingi…

Kardeş kardeş; menfaatlerin sana hizipçiliği emrediyor diye toplumsal barışı dinamitliyorsun her seferinde değil mi?!. Ama çıkarlarının daimliği garanti olsa, dökmezdin çoluk çocuğu ellerinde taşlarla sokaklara bir iki çikolataya Diyarbakır'da, Mardin'de, Tunceli'de, Şırnak'ta!..

Efendi efendi; derin devlette, devlet içi mafya örgütlenmelerinde tanıdıkların var, her işin rahatlıkla görülüyor istediğinde, ondan çekimser, sessiz, manşetsiz kalıyorsun belgeli ilişkilere değil mi?!. Şimdikiler de kankan olaydı, gözüne gelir miydi hiç, bir kaç okkalı, hak, ak manşet, özgürlükler gazetesinde…

İhvan ihvan; cemaat bağları insanı kurtarıyor çok dertlerinden bilirim, zaten sen de o yüzden ses çıkarmıyorsun mürşidine eminim?!. Yoksa evinde başka, cemaatte başka nasıl olur samimi müslüman!..

Ulusalcı ulusalcı; kimin ne halt ettiğini bilirsin de işine gelmez söylemek… Çünkü mübahtır, savaşta yalan söylemek…

Laik laik; gerçek müminlere müfterilik yaparsın da, iki cümlelik laiklik tanımınla… An olsun demezsin, en hafif tabiriyle 'ulan ayıp oluyor be'!.. diye…

İslamcı islamcı; başkalarının ağzıyla laikliği tanımlamaktan vazgeçmezsin, cehaletin çıkmasın diye ortaya belki… Belki konjonktür memnuniyetinin sarhoşluğu dilinin kemiksizliği… Ve bir tefekküre dalmazsın namaz vakti öncesi, 'ey yoldaş dinsiz değilsin sen zinhar, ne büyük günah hakkında böyle düşünmem!..' diye…

Sermaye sermaye; hay kurban olayım senin zurnanın son deliği sesine hayranlığına… Öyle sotedesin ki, canın istedi mi bir anda tüm eserin kaderini değiştirirsin…

Yazar yazar; dönersin ahır kapı feneri gibi… Sallanırsın rüzgar gülleri gibi… En omurgalı olması gereken sensin oysa ki… Seni seni mutlak bil sen seni, yazıya dökmeden sözcüklerden evveli…

Sonu mu var sanki, bizde bu anlatımların… Yazdıkça, geliyor insanın aklına uyarlamaların çeşnisi…

Belki de en masumuymuş Eminönü-Kadıköy vapurundaki…

"Kadın kadın çocuk diye kızıyorsun değil mi, büyük biri okşasa çok hoşuna giderdi ama…"

WOLKANCA

Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.

sigortalı sigortalı: yaş sınırı sana vurmuyor, bana dokunmayan yılan bin yaşasın diye düşünüp umruna takmıyorsun değilmi sosyal güvenlik tasarısını, oysa sana da ambargo uygulansa nasıl borun öterdi oracıkta.

esnaf esnaf: ya tanıdık vekilin var yada kapatacak kepengin, büyük marketler yoğurtun kaymağını yerken sen tereyağındaki kıl ile uğraşıyorsun.

bir başka wolkanca yazısı, bir başka güzellikte! teşekkürler eda süner'e!

serkahn urhanc selam arkadaşım biz teşekkür ederiz ancak suner ü yok kılım ve hassasım bu konuda 🙂 umarım ukalalık olarak algılamazsınız sevgiler.

ee ayrıcalıklı milletiz ceza evinde yatıp-çıkan ve sabıkalı olan bir başbakan'a sahip başka bir ülke yok bu yeryüzünde (yine konuştum amaa 🙂 )

ben aydın-çineden irem 5-b sınıfına gidiyorum size sınıfımız adına belki gereken yardımı yapacağız
bu konuyu okula söyleyeceyim

<code>