Kategoriler
Blog

İyi bir blog yazarı olmak için ipuçları

Bloglar hızla gelişiyor, buna dünyada Blogosfer / Blogosphere deniyor. Okurlar, blog yazarlarına gün geçtikçe dergi veya gazetedeki bir köşe yazarı ile aynı gözle bakıyor, örneğin benim ve arkadaşlarımın yazdığı bu blogu yüze yakın blog okurum bir dergi gibi gördüklerini belirtiyorlar. Blog yazmak veya, genel anlamda okurlara yönelik yazmanın tabii ki belli prensipleri var, öncelikle yazmak için çok iyi bir okur olmamız şart, yazarken kullanabileceğimiz, deyim yerindeyse okurun anlamasını istediğimiz şeyi tam iki gözünün ortasından vurabilecek kelimeler veya sözleri edinmek için en iyi kaynak, en iyi yöntem veya belkide tek yol okumaktır. Ne kadar çok okuyan biriysek o kadar etkili yazılar yazabiliriz. Tabii ki bu bir yöntem ve birazdan aşağıda Tükçe çevirisini okuyacağınız şu arkadaşın sıraladığı 15 maddelik ip ucu gibi bir öneridir, asıl kuralı, asıl kendine has yöntemi siz belirleyeceksinizdir. Benim aşağıda sıralanmmış kurallara ekleyebileceğim veya katkıda bulunabileceğim bir şey varsa, o da samimyetdir, samimi ve satır aralarında espirili bir dil kullanırsanız eğer, okur o uzun kasfetli yazıdan korkmayacak, ondan keyif alacaktır, ve hoşuna giderse zaten bir sonraki yazıyı merakla bekleyecektir. Hata yapmaktan korkmayın, birileri yazdıklarınızı okuyorsa ancak sizin yazdığınız yazının biçimsel hatalarını bilebilir, okumazsa bunu bilemez, bu yüzden onları, hatalarınızı size bildiren okurlarınızı sevin.
iyi blog yazarı

İşte iyi bir yazar olmak için 15 ipucu; / 15 Fantabulous Tips to Better Writing

  1. interaktif olun: Konuşuyor gibi yazın. Yazınızın okuyucuyla sohbet eder gibi bir havası olsun.
  2. Sadece inandığınız / ilgilendiğiniz şeyler hakkında yazın: Sadece sizin ilgilendiren, dikkatinizi çeken konularda yazmaya özen gösterin. Yalnızca okuyucuyu çekmek amacıyla yazmayın. Unutmayın ki sizi ilgilendiren konularla ilgilenen başkaları mutlaka vardır ve ilgili olduğunuz konulardaki yazılarınız daha etkileyici olacaktır.
  3. Örnekler, küçük hikayeler ve alıntılar kullanın: Yazınızın ilgi çekiciliğini artırın. Küçük hikayeler ve alıntılarla bunu sağlayabilirsiniz.
  4. Yazınızı gerçeklere dayandırın: İstatistiklerden faydalanın. Yazmaya başlamadan önce bir miktar araştırma yapın.
  5. Listeler kullanın: İçeriğinizi derli toplu bir şekilde sunun. Okunabilirliği olabildiğince artırın ve okuyucuyu yormayın. Örneğin; liste kullanmaya dikkat edin.
  6. Alışkanlıklarınız belirleyin: Belirli alışkanlıklarınız dahilinde yazın. Yazılarınız arasında bütünlük olmasına dikkat edin.
  7. Fikirlerinizi not edin: Fikirlerin ne zaman sizi bulacağı belli olmaz. Her zaman cebinizde bir not defteri bulundurun. Aklınıza gelenleri unutmadan not edin.
  8. Dilinize dikkat edin: Argo kullanmaktan kaçının. Fakat abartmamak kaydıyla konuşma dili kullanabilirsiniz.
  9. Zamanı kontrol edin: Bir yazıyı yazmak için kendinize hedef bir süre verin fakat acele etmekten kaçının.
  10. Okuyucularınız için yazın: Okuyucuların ne istediğini araştırın ve ona göre yazın. Örneğin anketler yapabilir okuyucu isteklerini ölçebilirsiniz.
  11. İyi bir yazar olduğunuza inanın: Değil misiniz?
  12. Okuyun: Okumak yazar ile karşılıklı kahve içmek gibidir. Okumaya vakit ayırın ve öğrenin.
  13. Paha biçin: Her yazınıza maddi bir değer verin. Her seferinde daha yüksek fiyatlı yazılar yazmaya çalışın.
  14. Yazmayı sürdürün:
    • Yazın
    • Daha fazla yazın
    • Daha da fazla yazın
    • Hep daha fazla yazın
    • Yazmak istemediğinizde de yazın
    • Birşeyler yaptığınızda yazın
    • Birşeyler söylemek istediğinizde yazın
    • Hiç bir şey yapmadığınızda da yazın.
    • Her gün yazın
    • Yazmayı sürdürün
  15. Bana inanmayın: Yazarken kural yoktur yaratıcılığınızı kullanın.
WOLKANCA

Volkan Yılmaz

Digital Marketing & WordPress & SEO volkan@volkanyilmaz.com.tr

süüper bir makale olmuş. sağol volkan abi.peki abi bir sorum olcak şimdi çok yazın kısmı var meşgülsek nasıl çok yazacağız eğer öyleyse çok yazamazsak kötümü oluyoruz bu arada galiba benim klavyem bozuldu büyük yazamıyorum capslock açık ama hala küçük.sadece senin sitede galiba net yavaş ondan abi

@asterix
ben bildirgeci kötülemem, 2005 yılından beri bu blogda hakkında sayfası var, o minik beynini böyle fesat şeylere çalıştıracağına okursan göreceksin senin bildirgec diye bir şeyden haberin yokken belki mail adresin yokkken ben bildirgec üyesiydim, hakkında sayfasında yazmışım zaten ne sıkı bir bildirgec okuyucusuyum, ben sadece eleştiririm, iyi eleştiririm, kodumu oturturum.

o link verdiğin yazı ile benim yazdıklarım arasında başlık ve şu arkadaşın ingilizce olarak sıraladığı maddeleri türkçeye çevirmekten başka bir benzer yanı yok ayrıca, hoş olsa da o halde git onu oku o halde.

aşağılayıcı kelimeler kullanarak üstün olduğunumu sanıyorsun. ne zamandır internet kullandığın ve bildirgeç umrumda değil, bildirgeçte umrumda değil. sadece ortadaki tezatlığı ortaya koydum. ben insanca yazdım. tarzından dolayı seni kutlarım.

@asterix
sen insanca falan yazmadın ne yazdığın yukarıda yazıyor;

hem bildirgeçi kötülüyorsun, hem de ordaki yazıyı araklıyorsun. ayıp değil mi? http://bildirgec.org/yazi/iyi-bir-yazar-olmak-icin

bu insanca değil art niyetçe kardeşim benim. belki yazdıklarımı okumadan bu yorumu yaptın bilemiyorum, ben burada vakit ayırıp bir iki satır yazıyorum ve biri gelmiş sen bunu buradan araklamışsın ayıp değil mi? diye yazıyor (: bu insanca mı?

yorum yazarken biraz düşünün, yazdığınız yazıyı iyi okuyun akıllıca yazın derim. o zaman insanca olur. yazdığınız yorumun saçmalığı bile benim okura vermek istediğim şeyin değerini düşürmüyor. ben mesajımı verdim gerisi beni ildilendirmez, senin niyetin kötü olmayabilir ama yazdığın yorum ile yazımı değersizleştirmeye çalışıyorsun görünmü var sende.

bu bildirgec de neymiş be abi kurtulamadım gitti. sanki internetteki her içeriğin sahibi, ulan bildirgec sitesinin tamamına yakını araklama oradan buradan benle alakası yok. bu 15 maddeyi yazan arkdaşın blogunda yazdığı sayfanın adresi bu yazının içinde var. daha ne olsun? ben üzerine yorumu mu yapmışım o da var. ee ne yani? ayıp mı şimdi bu? (: aristo milattan önce bir laf etmiş şimdi ben o lafı yazsam aristo dan araklamış mı olacağım? napayım adam milattan önce yaşamış sölemiş benden önce ölelim mi?

abi mümkünse bildirgec okuyanlar blogumu okumasın veya yorum yazmasın, öğğ geldi bildirgecden bana artık.
edit;
ha ben eleştirmeyin demiyorum seviyorum da böyle ama iki kaygım var, birincisi bu içerikle alakasız laf ebelikleri oluşuyor yorumda okurlar rahatsız oluyor, bir diğeri de cevap vermekle vermemek arasında kalıyorum, verirsem acaba sertmi oalcak eleştiri yapan arkadaşa ondan çekiniyorum zira eleştiri yapan arkadaşın bu yorumu yazarken kafasında acaba ne gibi bir düşünce veya amaç var bilmem mümkün değil kimsenin kalbini kırmak istemem.
her zaman da fikirlere saygım vardır 3 yıldır değişmeyen iki şey var ; birincisi sürekli eleştirdiler, ikinciside ben bu eleştirileri olumlu yönde kullandım ve hala yazıyorum.

@y4, neye ve kime prim yapacam alaah aşkına. wolkancayı kimse eleştirmez mi, laf sözyemez mi. ben düşündüğümü söyledim. adam da yanıtını verdi, tamamdır.

interaktif olun: konuşuyor gibi yazın. yazınızın okuyucuyla sohbet eder gibi bir havası olsun.

abi ben buna katılmıyorum ya insan sohbet eder gibi yazamıyorsa yazmasın.
gecen bir blog okudum yazar kişi şahanın programında masallara yaptığı düzenlemelerde kullandığı dili kullanmış yakışmamış çok sığ durmuş (şimdi kırmızı başlıklı kız gitmiş bole ananaseini gormüş demiş burnun niye bu kadar buyuk oda demişki seni daha iyi koklamak iciiin hoop şimdi bir matrix var bole gözlükleri var….. sanırım hatırlatabildim 🙂

öteki türlü yazıpta güzel yapanlarda var onlarıda alkışlarım 😛

senin asterix kişisine verdiğin cevap sohbet edasında olmuş, iyi olmuş 🙂

yapamayan yapmasın o maddede tiz çıksın bu listeden 🙂

@dolagar

adam zaten en sonunda demiş "bu söylediklerimi kaale almayın diye" : )

her blogcu kendi tarzını ortaya koyar ve yazılarını bu çervede yazar. her kişinin okuyucusuna dokunma tarzı farklıdır. elbette burada yazan 15 maddeyi dikkate almak lazım ama bu, bu yazanların dışına çıkmamamız gerektiği anlamına gelmiyor. neyse abi yazın gari 🙂

selamlar.

bu bildirgec de neymiş be abi kurtulamadım gitti. sanki internetteki her içeriğin sahibi, ulan bildirgec sitesinin tamamına yakını araklama oradan buradan benle alakası yok. bu 15 maddeyi yazan arkdaşın blogunda yazdığı sayfanın adresi bu yazının içinde var. daha ne olsun? ben üzerine yorumu mu yapmışım o da var. ee ne yani? ayıp mı şimdi bu

aslında ayıp. bildirgeç'teki o çeviri arak mıdır yoksa oraya yazan kendisi mi çevirmiş bilmiyorum, orjinal kaynağı yazmış ama. siz ise orjinalinin kaynağını yazmışsınız evet, ama bildirgeçteki çeviriyi aynen buraya yapıştırmış, onun hakkında bir kaynak belirtmemişsiniz, sonuçta kendiniz çevirmişsiniz gibi olmuş. bildirgeç'in altında da "kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz." yazıyor. yani bu yaptığınız en azından etik değil.

@jörmungand

benim bu yazım değil dee o 15 maddeyi türkçeye çevirmekse sadece marifet, tamam bu maddeleri kaldıracağım yarın, yerine kendi maddelerimi koyacağım, benim yaptığım yorum ve arkadaşın blogunda verdiğim link kalsın, hatta ben kendim baştan türkçe ye çevireyim bu maddeleri tekrardan, ya da belki bu 15 maddeyi yazan talihsiz arkadaşa bir mail atarım gelip benim blogumda tekrardan yazsın maddeleri (: .
etik dedinizde aklıma geldi, bildirgec o “kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz.” yazan bölüme <a rel="external" title="pilli’den cevap geldi" href="http://wolkanca.com.tr/pilliden-cevap-geldi/" rel="nofollow">22.5 dolarınızı yedik çok <a rel="external" title="bildirgec’in taninmayan ları" href="http://wolkanca.com.tr/bildirgecin-taninmayan-lari/" rel="nofollow">üzgünüz yazmayı unutmuş yine, sağlık olsun.

ben aslında bu konu hakkında fikirlerimi bir sonraki makalemde cevapladım.

teşekkür ederim.

marifet hem yazı hem türkçeye çevirmek. 500 sayfa yazı da yazsanız, içinde bir paragrafı sizin değil de başkasının üretimiyse ama kaynak gösterilmemişse, bu yanlıştır, biri de çıkıp "araklamışsın" diyebilir.

bir sonraki makalenizdeki gibi "karanliktan korkan bir çocuğu kolaylikla hoş görebiliriz. yaşamdaki asil trajedi, yetişkinlerin aydinliktan korkmasidir" yazıp kendi düşüncelerinizi ekleyebilirsiniz tabii ki, ama o cümlenin plato'ya ait olduğunu belirtirsiniz orada yaptığınız gibi. "bu aforizmayı ilk ben yumurtladım" demezsiniz.

maddeleri kaldırmak tekrar yazmak gibi uğraşlar yerine sadece "şurada da türkçeye çevrilmiş" diye bir link veriverseniz yeterli aslında 🙂

bildirgeçin etik anlayışından, 22.5 dolarınızdan falan haberim yok. tanımam etmem bildirgeç'i, hayatımda 2. kez girdim sanırım bugün.

@jörmungand

acaba plato türkçe biliyormuydu? onun “karanliktan korkan bir çocuğu kolaylikla hoş görebiliriz. yaşamdaki asil trajedi, yetişkinlerin aydinliktan korkmasidir” sözünü türkçeye kim çevirdi ben asıl ona link vermek istiyorum.

ehheheh. insan içine çıkamayacak duruma geldim şimdi 😉 .
ben de bunu düşündüydüm yazarken de artık karıştırmayayım demiştim. aynı şey olmadığının farkında olduğunuzu umuyorum.

farkındayım sadece dikkatleri başka yöne çevirip kıvırma moduna geçtim (: bir yerden sonra bayıyor insanı, bir de saat baya geç (<ins title="2008-02-19t05:34:33+02:00" datetime="2008-02-19t05:34:33+02:00">erken mi desem</ins&gt😉 ama işler hala bitmedi, kadere bak.

wolkancayı birkaç aydır takip ediyorum.bir yazı için bu kadar tartışma yapılması sahiden ilginç bir olay.fanatikler üstüme saldırmazsa kendi fikirlerimi açıklayayım.
bildirgecten gına geldi orayı okuyanlar beni okumasın demişsin.
buradan alıntı;

gelelim şimdi bildirgec.org sitesini nasıl hacklediğime.
öncelikle vuku bulan durum hack değildir

dürüst olalım, iki cümlenin çelişmesini nasıl açıklarsın?başlıklar tabii ki ilgi çekici olmalıdır değil mi? 😀 ayrıca diğer blogcular için "bildirgeç hacklendi" başlıklı yazı imkanı sağlanış oldu. bunu yargılamıyorum.profesyonel hareketler ..
ve alıntı konusu
insanlar bildirgeç'e para kazanmak için yazıyorlar değil mi?
neoberg'de emek vererek belkide para kazanmak için bu yazıyı türkçeye çevirdi mi?
wolkan'da kendi yorumunu ekleyip yazıyı aynen kopyaladı mı?
bir <a href="http://google.com/search?q=%c4%b0yi+bir+blog+yazar%c4%b1+olmak+i%c3%a7in+ipu%c3%a7lar%c4%b1&ie=utf-8&oe=utf-8&aq=t&rls=org.mozilla:tr😮fficial&client=firefox-a" rel="nofollow">google sorgusu yapıp başlığı arattığımızda wolkanca'nın sitesi üst sıralarda çıkıyor mu?
o zaman ne olmuş oluyor? hak yerini buluyormu yoksa birileri birilerinin hakkını yemiş mi oluyor?
bence burada bildirgeç'e link verilmesi gerekliydi.nacizane fikrim budur.

@örümcek
farklı bir bakış açınız var ve evet mantıklı görünüyor. ben şimdi aslında hiç umurumda olmayan bir konu olmasına rağmen bir kaç kelam yazacağım bu konuda.
ilk olarak bu konuda fikrimi şu makalemde yazdım okunmalı.
ikincisi bu yazıyı yazan arkadaş kaç yıldır blog yazıyor? bir sorun bakalım, bu yazıyı yazabilecek biri varsa o da benim, çok iyi ingilizce tercüme edebilirsiniz, ama konuda uzman değilseniz yazdığınız aynen akraba çocuğu gibi doğar.
bakın aşağıdaki yazi kime ait utanmasalar yazdıklarımı da sahiplenecek bu bildirgec gavurları ve yalakaları;

bloglar hızla gelişiyor, buna dünyada blogosfer / blogosphere deniyor. okurlar, blog yazarlarına gün geçtikçe dergi veya gazetedeki bir köşe yazarı ile aynı gözle bakıyor, örneğin benim ve arkadaşlarımın yazdığı bu blogu yüze yakın blog okurum bir dergi gibi gördüklerini belirtiyorlar. blog yazmak veya, genel anlamda okurlara yönelik yazmanın tabii ki belli prensipleri var, öncelikle yazmak için çok iyi bir okur olmamız şart, yazarken kullanabileceğimiz, deyim yerindeyse okurun anlamasını istediğimiz şeyi tam iki gözünün ortasından vurabilecek kelimeler veya sözleri edinmek için en iyi kaynak, en iyi yöntem veya belkide tek yol okumaktır. ne kadar çok okuyan biriysek o kadar etkili yazılar yazabiliriz. tabii ki bu bir yöntem ve birazdan aşağıda tükçe çevirisini okuyacağınız şu arkadaşın sıraladığı 15 maddelik ip ucu gibi bir öneridir, asıl kuralı, asıl kendine has yöntemi siz belirleyeceksinizdir. benim aşağıda sıralanmmış kurallara ekleyebileceğim veya katkıda bulunabileceğim bir şey varsa, o da samimyetdir, samimi ve satır aralarında espirili bir dil kullanırsanız eğer, okur o uzun kasfetli yazıdan korkmayacak, ondan keyif alacaktır, ve hoşuna giderse zaten bir sonraki yazıyı merakla bekleyecektir. hata yapmaktan korkmayın, birileri yazdıklarınızı okuyorsa ancak sizin yazdığınız yazının biçimsel hatalarını bilebilir, okumazsa bunu bilemez, bu yüzden onları, hatalarınızı size bildiren okurlarınızı sevin.

bildirgec sempatizanları! kendinize gelin bu yukarıdaki yazıyı ben yazdım. artizlikte yapmayın, " penis büyütme " yazısını yazan bildirgec ciler gelmiş burada bana etek altı görüntüleri yazmışsın diye artisliklerde bulunmasın, ha sonra pernis büyütme yazısını kaldırdılar tabi 😀

o nazar boncuğu giderek büyüyecek.

google ı kandırmanız mümkün değil, kendinizi kandırabilirsiniz, wolkanca ile yaşamak zorundasınız kuzum.
saygılar

iyi günler. bu yazıdaki maddeleri kendi yorumumla türkçe'ye çeviren kişi benim. bu yazının burada yayınlanmasından kesinlikle rahatsız değilim.sadece kaynak belirtilse daha iyi olacağı kanısındayım. fakat gösterilmese de problem değil. çünkü yazımda alıntı yaparken kaynak gösterin diye bir şey belirtmedim. yazıyı yazan kişiden sonra söylenecek başka bir şey kalmamıştır sanırım.eğer bu yazı hakkında 🙂 -ki gayet komiğime gitti burda yazılanlar- aklına birşey takılan olursa : sanalburki [at] hotmail [dot] com adresini ekleyebilirler…

bir de benim blog'uma göz atsanız 🙂 daha 1 haftalık bile değil, bebek daha o…

Yazi cok basarili ve guzel bilgiler iceriyor, ama benim gibi kendi yasadiklarini blogunda yazan biri icin onerileriniz neler?