Karanlık yalnızca ışığın yokluğudur

Geceleyin yanmakta olan büyük bir ateş düşün. Ateşten etrafa binlerce kıvılcım dağılmaktadır. Ateşin etrafı aydınlıktır. Kilometreler ötesinden de zayıf bir ışık görmek mümkün olabilir. Dahada uzaklaşırsak ateş karanlık gecede bir fener kadar cılız bir ışık halinde görünür. Ateşten uzaklaşmaya devam edersek ışık bir süre sonra bize ulaşmaz. Işınlar bir noktada geceye karışır. Ve her yer karanlık oluncaya hiç bir şey göremeyiz. Artık ne gölgeler ne çizgiler vardır.
Plotinos (205-270)

aşkın bu karanlık gecesinde
bülbül yine vahşi müterennim,
mecnûnunu terketti mi leylâ?
vahşi sesi firkat sesi sandım.
aşkın bu karanlık gecesinde
hicrânımı duydum seni andım.
firkat-zede bülbül gibi yandım.
ahmet hâşim

– Hocam, karanlık var mıdır ?
– Profesör :
– ” Tabii ki vardır ! ” der.
Öğrenci yanıtlar :
– ” Korkarım yine yanılıyorsunuz efendim ! ” der. ” Çünkü karanlık da yoktur yaşamda ! Gerçekte karanlık ışığın yokluğudur. Biz ışık üzerinde çalışabiliriz ama karanlığı çalışamayız / inceleyemeyiz. Gercekte, biz Newton'un prizmasını kullanarak beyaz ışığı kırar ve renklerin çeşitli dalga uzunlukları üzerinde çalışabiliriz. Ama karanlığı ölçemeyiz.
Bir basit ışık ışını karanlık bir mekânı aydınlatarak karanlığı kırmış olur, yani karanlığı geçersiz kılar. Siz belli bir mekânın / uzayın ne kadar karanlık olduğundan nasıl emin olursunuz? Işığın miktarını ölçersiniz ! Bu doğrudur değil mi? Karanlık insanlık tarafından, ışığın olmadığı yer / mekân için kullanılan bir sözcüktür.

Profesöre dünyayı dar eden, yerden yere vuran, şaşırtan, afallatan bu öğrencinin adı Albert Einstein‘dı. (1879 – 1955

“Karanlık yalnızca ışığın yokluğudur” için 3 yanıt

  1. bu felsefi konular beni aşıyo ya
    bunun üzerine saatlerce hatta yıllarca tartışılıp yinede bi sonuca varılamayabilir
    ben felsefeden nefret ettiğim kadar başka bişeden nefret etmiorum
    derse girildiği zaman bende hoşlanarak katılıodum ama ders bitiminde felaket bi baş ağrısı oluyodu yaaaaa

  2. ''karanlık sadece ışıgın yoklugudur''. öglemidir?ya aydınlık karanlıgın sadece görünen yüzü ise!karanlık karanlıgından birşey kaybedermi?diye düşünmeklte mümkün tabi ki.bence bu sorunun cevabını dialektikte aramak lazım geliyor ki;yani yaşamda herşey zıddıyla vardır.karanlıgı bilmiyor olsaydık;ışık ve/veya aydınlık diye tarif edebilecegimiz bir kavram olmazdıki.

  3. çok doğru bi teşhis bence. karanlık sadece ışığın yokluğudur. bilim küçük fotonlarla, ışınlarla sadece karanlığı kırıyor, onu bir bakıma bloke ediyor ama karanlığı ölçemiyor. karanlığı ölçememenin bir nedeni de zaten ışığı kullanmış olmaları. ama kim bilebilir? şu an teknoloji ve bilim çağındayız. her şey mümkün. mc² ile başlayan bu yolculuk belki farklı bi yön bulur kendine ve başka yollarla karanlığın derecesini ölçeriz. kim bilebilir? bu hayatta herşey mümkün..

  4. albert einstein bunu o zaman ki bilgisine dayanarak söylüyor.zıtlar birbirini var ettiği için eğer birini ölçebiliyor görebiliyor onunla ilgili düşünceler var edebiliyorsak zıttı için de bu mümkündür sadece algılama meselesidir sizler ışığı algıladığınız anlamda yorumlayıp sonuç elde ettiğiniz için aynısı karanlık içinde geçerli değildir yani karanlığı ışığı algıladığınız gibi algılamayım ışığı yorumladığınız şekilde yorumlamamalısınız işte yapılan hata burda karanlık ışığın zıttıdır yani ışığı algılama ve yorumlamanın tam zıttını yapmalısınız çünkü onlar birer zıttır birbirlerine ışığı gözlerimiz sayesinde renklere çeviriyor ve öyle algılıyoruz peki karanlığı neden algılayamıyoruz derseniz işte yanıtı gözlerdir sebebi hayvanlar özellikle gece hayvanları karanlığı bizim gördüğümüz şekilde görmezler bizim gördüğümüz gibi algılamazlar onlar(hayvanlar)karanlığı ölçebiliyor ve ayırt edebiliyor.karanlığıa hayvanların gözünden yaklaşmalıyız…

    yukarıdaki bilgilier bilimsel-felfesi bir yaklaşımdı şimdide bilimsel ve dini yaklaşım sergilicez:

    karanlık bildiğiniz üzere iblis ve yandakçılarını hatırlatır genellikle
    işık ise nuru melekleri hatırlatır.
    kur-an da gözlerimize bir perde geçirildiği ve bizim şeytanları,cinleri göremiyeceğimizi söyler yani ruhani şeyleri göremeyiz ve karanlıkta şeytanı hatırlattığına göre ve de hayvanların gözlerine perde geçirilmediği için şeytanları gördüğüne göre karanlık şeytanın ta kendisidir peki eğer karanlığı ışık gibi ölçebilsek,algılayabilsek o zaman karanlığın olduğu yerkerde şeytanları görebilirdik eğer bu şekilde yaklaşsaydık.köpekler yatsı ve sabah ezanlarında tam da karanlığın olduğu saatlerde neden uğlar ve neden havlar karanlığa doğru.demekki karanlıkla şeytan arasında bir bağ var ve bu bağ kıyamet gününe kadar gözükemicek yani karanlığı perdelerimiz sayesinde ne ölçebileceğiz ne de algılayabileceğiz sadece bir boşluk gibi olucak aslında bir boşluk yoktur karanlığın olduğu yerde.
    albert einstein olaya bilim açıklayabildiği şekilde bir cevap vermiş aslında yarım bir doğrultuda bir bilgidir açıklaması.

    ben şimdi yağtığım araştırmada edindiğim bilgileri birleştirerek ortaya çıkardım bu yazıyı.

    ama şu yazıyı yazdığım andan beri düşünüyorumda acaba ışığın nuru ve melekleri anımsatmasındaki neden gizem,bilimkurgu filmlerimidir yoksa gerçekten bir bağlantı var mıdır?ancak gözümüze geçirilen perdenin nurdan yaratılan melekleride göremiceğimizi kur-an söyler.

    lütfen bu sonlarda yazdığım soru için benimle irtibata geçin bu konu hakkında başka görüşlerede ihtiyacım var bilgi dağarcığımı ve düşünce şekillerimi artırmak isterim 🙂 tartışacak iyi biri olursa iyi olur irtibat için:

    msn:m.emin_bush-gs@hotmail.com

    facebook: http://www.facebook.com/home.php#!/profile.php?id=1256632237 bu linkten profilime gidip ekliyebilirsiniz yada m.emin_bush-gs@hotmail.com ekliyebilirsiniz faceden.

    ve burayada yorumlarınız atarsanız sevinirim beni dinlediğiniz için teşekkürler 🙂