Kategoriler
Gündem

Kyoto Protokolüne imza atmayanlar

Kyoto Protocol haritası 2005 Kyoto Protokulü Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) içinde imzalanmıştır. Bu protokolü imzalayan ülkeler, karbon dioksit ve sera etkisine neden olan diğer beş gazın salınımını azaltmaya veya bunu yapamıyorlarsa salınım ticareti yoluyla haklarını arttırmaya söz vermişlerdir. Kyoto Protokolü şu anda tüm dünyadaki 160 ülkeyi ve sera gazı salınımlarının %55'inden fazlasını kapsamaktadır. Türkiye bu Protokolü imza atmamış çekimser kalmıştır. Haritada gördüğünüz yeşil alanın içinde olan ülkeler protokolü imzalamışlardır.

Kyoto Protokolü: Nedir, Ne Değildir?

178 ülkenin katıldığı Kyoto Protokolü, 16 Şubat'ta uluslararası hukuk açısından bağlayıcı hale geliyor. İşte Rusya'nın son anda destek verdiği, ABD'nin hâlâ imzalamaktan kaçındığı protokolle ilgili en temel bilgiler…

BİA Haber Merkezi
15/02/2005 BİA (Londra) –
Rusya'nın da katılımıyla, Kyoto Protokolü'nün uluslararası hukukta bağlayıcı hale gelmesi mümkün oldu. Bilim adamları Kyoto'yu "sorunun yalnızca yüzeyine temas edebiliyor" demelerine karşın, yine de vazgeçilmez buluyor.
Protokol'ün karşısındaki en büyük engelse, 2001'de anlaşmadan geri çekilen Bush yönetimi.

Kyoto Protokolü nedir?
zehirli gazlar yayiliyor | Protokolü imazlamayan ibneler görün! Kyoto Protokolü, sera etkisi yaratan gazların salımlarını (emisyon) kısmak üzere sanayileşmiş ülkelere çeşitli hedefler belirleyen uluslararası bir anlaşma.
Sera etkisi yaratan gazlar, kısmi de olsa, küresel ısınmanın, yani küresel ısının yeryüzündeki hayatı tehdit edecek derecede artmasının nedenleri arasında gösteriliyor.
1997 yılında oluşturulan protokol, 1992'de imzalanan bir çerçeve anlaşmada belirlenen ilkelere dayanıyor.

Protokoldeki hedefler ne?
Sanayileşmiş ülkeler, 1990'daki salım oranlarını 2008-2012 yılları arasında yüzde 5 oranında azaltmayı taahhüt etmiş durumdalar.
Protokole imza atan her ülke, kendi özgün hedefini tutturmaya söz veriyor. Avrupa Birliği (AB) ülkelerinden mevcut salım oranlarını yüzde 8, Japonya'dan da yüzde 5 oranında azaltması bekleniyor.
Düşük salım oranına sahip bazı ülkelerinse, bu oranları yükseltmesine izin verilmiş durumda.
Rusya'nın başlangıçta protokolü imzalamaktaki kararsızlığı, ülkenin kendi lehine hükümler için ayak oyunları yaptığı yönünde spekülasyonlara neden olmuştu. Fakat Rusya hükümeti, Eylül 2004'te protokolü destekleme kararı aldı.

Kyoto Protokolü'nün yürürlük kazanması ne anlama geliyor?
Protokol, 16 Şubat 2005 tarihinden itibaren yasal olarak bağlayıcı nitelik kazanacak. Ancak, yürürlük kazanması, şu iki koşulun tamamen sağlanmasıyla mümkün olabildi:
* En az 55 ülke tarafından imzalandı.
* Anlaşmanın "Annex 1" ülkeleri olarak adlandırdığı, salım oranlarını düşürmek üzere belirli hedefler verilen ülkelerin, yani dünya çapındaki salımların en az yüzde 55'inden sorumlu olan ülkeler tarafından imzalandı.
Bunlar, OECD üyelerinden ve Sovyetler Birliği içinde yer alan ülkelerin oluşturduğu, dünyanın zengin ülkeleri.
İlk hedefe, 2002 yılında ulaşıldı. Fakat ABD'nin ve Avustralya'nın protokole katılmama kararının ardından, ikinci koşulun sağlanması, Rusya'nın tutumuna bağlı oldu.
Rusya 18 Kasım 2004'te nihayet protokolü imzaladı; böylece, Kyoto Protokolü, bundan 90 gün sonra, 16 Şubat 2005'te yürürlük kazanmış olacak.
Protokolün salım oranlarını düşürme hedefleri, imza atan Annex 1 ülkeleri için bağlayıcı hale gelecek. 38 Annex 1 ülkesinden dördü, protokole imza atmamış durumda: ABD, Avustralya, Hırvatistan ve Monako.

Rusya neden protokolü desteklemeye karar verdi?
Rusya'nın kararını belirleyen etken, görünüşe göre, ekonomik maliyetten çok politik fayda gibi. Protokole imza attığında, Dünya Ticaret Örgütü'ne katılması için Rusya'nın arkasındaki AB desteğinin artacağı söyleniyor.
Öte yandan, Kyoto'nun Rusya'nın ekonomik büyümesini kötü etkileyeceği yönünde kaygılar da mevcut.
Sanayileşmiş ülkeler, 1990'dan 2000'e kadar, toplam salımlarını yüzde 3 oranında azaltmış durumdalar. Fakat bu düşüş, aslen eski Sovyet ülkelerinin ekonomilerindeki çöküşten kaynaklanıyor; dahası, bu düşüş zengin ülkelerdeki yüzde 8'lik artışı da maskeliyor.
Birleşmiş Milletler (BM), sanayileşmiş ülkelerin 2010 yılı için belirlenen hedeften fazlasıyla saptığını söylerken, 2010'daki salım oranının, 1990'dakinin yüzde 10 üzerinde olacağını tahmin ediyor. Kendi hedeflerini tutturmaya yakın olan, yalnızca AB üyesi dört ülke.

Kyoto iyi durumda mı?
Rusya'nın desteğinden önce, Kyoto'nun zar zor ayakta durduğu düşünülüyordu. Fakat Moskova'nın desteği, protokole yeni bir nefes aldırmış oldu.
Anlaşma, uluslararası hukuk içinde bağlayıcı olabilmek için, 1990'da sera etkisi yaratan gaz salımlarının en az yüzde 55'inden sorumlu olan ülkelerin imza atmış olmasını şart koşuyor.
Anlaşma, dünyadaki bütün salımın yaklaşık dörtte birinden tek başına sorumlu olan ABD'nin 2001'de çekilmesiyle ciddi şekilde sarsılmıştı.
Buna Rusya'nın belirsiz tutumu da eklenince, birçok kişi umutsuzluğa düşmüştü. Ancak Rusya'nı son kararının ardından, yüzde 55 eşiğinin aşılması mümkün görünüyor.

ABD neden çekildi?
ABD Başkanı George W. Bush, protokolü uygulamaya kalkmanın ABD ekonomisine ağır hasar vereceğini söyleyerek, 2001 yılında anlaşmadan çekilmişti.
Bush yönetimi, salım oranlarının düşürülmesinde gelişmekte olan ülkeleri herhangi bir taahhüde zorlamadığını ileri sürerek, Kyoto'yu "vahim gedikleri olan" bir anlaşma olarak niteliyordu.
Bush, salım oranlarının gönüllü eylemler ve yeni enerji teknolojileri kullanılarak azaltılmasını desteklediğini söylüyor.

Kyoto neyi değiştirebilir?
İklimle uğraşan birçok bilim adamı, Kyoto Protokolü'nde belirlenen hedeflerin, sorunun yalnızca yüzeyine temas edebildiğini söylüyor.
Anlaşma sanayileşmiş ülkelerin salımlarını yüzde 5 oranında düşürmeyi hedeflerken, iklimle uğraşan birçok bilim adamı, küresel ısınmanın dehşetli sonuçlarının önünü alabilmek için, katılımcıların salımlarını yüzde 60 oranında azaltması gerektiğinde hemfikir.
Bu durum, anlaşmanın bir işe yaramadığı ve ABD'nin desteğinden yoksun kaldığında, geri kalmış bir anlaşma olacağı yönünde eleştirilere neden olmuştu.
Ancak, gedikleri olmasına karşın, Kyoto'nun yokluğunun bir felaket olacağını, zira Kyoto'nun ilerideki görüşmeler için bir çerçeve oluşturduğunu söyleyenler de var. Bu tür bir çerçevenin yeni baştan oluşturulması, bir on yıl daha alabilir.
Kyoto'da kabul edilen yükümlülükler, kimi ülkelerde, bazı ABD eyaletleri ve AB'de yasa niteliğinde kabul edilmiş durumda; bu statü, protokolün akıbeti ne olursa olsun, yürürlükte olacak.
Kyoto olmaksızın, iklim dostu bir ekonomi oluşturmak üzere çalışan politikacılar ve şirketler de, çok daha büyük güçlüklerle karşılaşabilir.

Peki ya yoksul ülkeler?
Anlaşma, iklim değişikliğinde en az paya sahip olmalarına karşın, sonuçlarından en çok etkileneceklerin gelişmekte olan ülkeler olduğunu belirtiyor.
Üstelik bu ülkelerin çoğu anlaşmaya imza atmış durumda. Gelişmekte olan ülkelerin özel hedefleri tutturma yükümlülüğü yok, ancak salım düzeylerini bildirmek ve ulusal çapta iklim değişikliğini hafifletme programları geliştirmek zorundalar.
Devasa nüfusları ve büyüyen ekonomileriyle geleceğin büyük çevre kirleticilerinden olmaya aday Çin ve Hindistan'sa, protokole imza atmış durumda.

Salım değiş tokuşu nedir?
Salım değiş tokuşu, ülkelerin üzerinde karara varılmış sera gazı salım düzeylerinin alım satımına izin verilmesi demek.
Çevreyi yüksek düzeyde kirleten ülkeler, gerçekleşenden daha fazla salım düzeyi hakkı olan ülkelerden kullanılmamış "kredileri" alabiliyorlar.
Pek çok zorlu görüşmenin ardından varılan bir kararla, ülkeler artık çevrenin karbon emme özelliğini artıran etkinlikleri karşılığında da kredi kazanabiliyorlar. Ağaç dikme ve toprağın korunması gibi bu etkinlikler, ülkenin kendi topraklarında ya da aynı ülke tarafından bir gelişmekte olan ülkenin toprakları üzerinde uygulanabiliyor.

Başka alternatif var mı?
Giderek daha fazla desek bulan bir başka yaklaşım, dünyadaki her bireye eşit miktarda bir gaz salım kotası verilmesi ilkesine dayanıyor.
"Kısma ve Birleştirme" adıyla anılan bir başka teklifse, zengin ülkelerin salımlarını "kısma" oranlarının, toplamda, bilim adamlarının gezegenimizin kaldırabileceğini düşündüğü kirlenme miktarına denk düzeyde "birleşmesi" amacına göre ayarlanmasını öneriyor.
Birçok kişi gerçekçi olmadığını düşünse de, bu öneri BM Çevre Programı ve Avrupa Parlamentosu (AP) tarafından destekleniyor.(TK/EÜ)

* Bu yazı BBC'nin web sitesinden Tolga Korkut tarafından Türkçeleştirildi.

  • bu ibnelere ibne demek ibnelere hakarettir
    (bkz: ibne denmez hayvan herif gay diyeceksin) *
    edit: başıma kalmış bu ibneler (charlesbukowski, 24.01.2007 17:24 ~ 04.02.2007 22:36)
  • (bkz: türkiye)
    yane başlık açmadan önce iki düşünün *
    aslında türkiye imza atmam dememiş sadece "çekimser" kalmıştır.
    komple kim imzalamış kim imzalamamış kim çekimser kalmış diyorsanız bıyrın:
    http://en.wikipedia.org/…participation_map_2005.png (pascha c, 25.01.2007 23:16)
  • $oyle bi$iiler var belki alakalidir:
    `kyoto protokolüne imza atıp,sonradan çekilen ipneler.`
    (bkz: us) (blufly, 25.01.2007 23:35)
  • lan hakikaten ibnedirler ha! başlığı açanın ağzından öpeyim!
    lan?! (hemoroid, 25.01.2007 23:37)
  • (bkz: kyoto protokolune imza atmayan ibnedir) (x daemon, 25.01.2007 23:43)
  • imza atip daha sonra az gelismis ulkelerden emisyon satin alan ulkelerin yaninda masum kalan ulkelerdir.
    ayrica kyoto imzalandiktan sonra herkes aracina emisyon pulu alirken katalitik konvertorunu yenilemek zorunda kalacak. tahmini satis fiyati 400 dolardir. umarim o zaman sikayet edilmez cok sevgili kyotodan falan. (chaudfontaine, 04.02.2007 20:13)
  • dunya üzerinde soz konusu protokole imza atmayan tüm ülke temsilcileriyle bir araya gelip "hepimiz ibneyiz" seklinde slogan atması fazla garipsenmeyecek olan topluluk.
  • Kaynaklar; Bianet.org – Kyoto Protokolü: Nedir, Ne Değildir? [via] Sabah.com.tr – Kyoto Protokolü [via] WikiKaynak – Kyoto Protokolü [via] TR-Wikipedi – Kyoto Protokolü [via] Marksist.com – Küresel Isınma ve Burjuva İkiyüzlülüğü: Kyoto Protokolü [via] BBC Turkis – Kyoto Protokolü yürürlüğe girdi [via] ve ekşisözlük.

    WOLKANCA

    Volkan Yılmaz

    Volkan Yılmaz #SEO, Digital Marketing, Growth Hacking #wolkanca volkan@volkanyilmaz.com.tr

    “Kyoto Protokolüne imza atmayanlar” için 7 yanıt

    bu konuda ece temelkuran' ın yazisina pek birşey eklemeye gerek yok galiba !

    ……"bir süredir ortam gergindi: ya kurtlar vadisi yayımlanmazsa! öyle ki bu "kutsal bilgi" kaynağından mahrum kalan halkımızın ne yapacağı endişe verici bir hal almıştı.kurtlardan mahrum bırakılan halkımız onları aramaya dağlara çıkabilir, kurtların peşine düşen halk işinden gücünden olabilir, bu varoluşsal arayış içinde nice vatan evladı elden ayaktan düşebilirdi.sonunda hassas operasyonla kurtlar inlerine geri gönderildi. genç nesillerin sarsak türk kahramanı, derin devletin cüce temsilcisi, dublajlı erkek polat alemdar tiplemesinden bir parça korunacağız artık.

    ve fakat mesele şu: halkımızın komplo teorilerine, şifresi ancak kafası karışık dekoderlerle çözülebilecek derin devlet maceralarına ve dakika başına ancak bir cümle düşecek düzeyde zekâ özürlü diyaloglara olan engellenemez ihtiyacı neyle karşılanacak? bu memleketin, bilgi yerine şüpheyi koyan bozulmuş dengesini hangi yüksek kültürürünü teskin edecek? insanların kafasını birtakım dizilerin güya şifreli mesajlarıyla karıştırmak büyük bir günahtır. ogün samast'ları yaratan elbette bu dizi değildir ama o vandalları estetize edip yüceltmek de elbette bir suçtur"……

    ece temelkurandemekki çok rahat yaşıyor.onu avrupa iyi beslemiş.küçük bir kıvılcım bile bu insanları rahatsız ediyor.çünkü büyük lokmaları küçülecek.sende bu yazıyı yazan şahsiyetten alıntı yaptıgına göre yazıyı bayagı bi benimsemiş olmalısın.köpek olup birilerine kuyruk sallamaktansa,kurt olur daga çıkarız daha iyi.bu arada yazıya kaynak ekliyebilirmisin??

    ya nebiçim site bu ben ne arıyorum burda ne yazıyo kardeşiim salak slak halla halla kim yazdıysa ona sesleniyorum lütfen kyotoyu araştırıp doğru düzgün bilgiler yayımlansın

    yha kardeşim bu nası bi site ben avrupa birliğinin sözleşmesine imza atan ülkeler diyorum siz neler koyuyosunuz önümüze…….
    böle de olmazki be kardeşim yha
    yapamıcaksanız hiç yapmayın yani daha iyi

    yukarıdaki yazıyı derleyen arkadaşın ellerine sağlık diyorum. yorum yapan densizleri de kınıyorum. hepsi birbirinden saçma ve alakasız!

    yha kardeşim bu nası bi site ben avrupa birliğinin sözleşmesine imza atan ülkeler diyorum siz neler koyuyosunuz önümüze…….
    böle de olmazki be kardeşim yha
    yapamıcaksanız hiç yapmayın yani daha iyi