Kategoriler
Hayattan Konuk Yazar

Okyanus olmak

Bu yazıyı paylaşıyorum çünkü seneler önce tesadüfen gördüğüm bu yazı beni çok etkilemişti.
Hatta mail adresimi, forumdaki üye ismimi burdan esinlenerek koydum. Hala da kullanırım. Kim yazmış bilmiyorum ama 🙁

Okyanus olmak…:

Duygu derinliğini yakalamış insanları sonsuzluğun timsali uzaya benzetir tanıdığım bir çokları. Ama ben oldum olası, böyle kişilerin okyanus olduğunu düşünürüm. Çünkü uzay kendi devinimine sahip nesneleri ve sürekli büyüyüp genişlemesiyle, düşünce ve araştırma ile ilerleyen zekaya benzer sadece. Hareketi böylesine durağan bir ortamın duygularla bağdaşması zor görünür gözüme…

Oysa okyanus öylemi ya? Başlangıçtan oluşumuna dek ne çok devinir ve ne acılar, ne sevinçler biriktirir içinde…

Kaynaktan çılgınca fışkıran suların usul usul akan derelere dönüşmesiyle başlar okyanus için yaşam… Her derenin düşü okyanusa ermek ve bütünleşmektir.

Ancak bu milyonlarca derecikten kimi daha yolun başında kurur. Kimi aktığı yolda kalır. Onlar sadece öğrenebildiği kadarını verebilir çevresine.
Kimi bulduğu bir çukurda birikir göl olur sonunda… Kimi daha büyüğe akar engelleri aşarak denizleşir…

Kimileri ise; akışlarda çarptığı kayalardan, önünden geçtiği ağaçlardan, suyunu içen hayvanlardan, içine karışan yağmurdan, kucağına düşen çiçekten, üstünde aktığı topraktan bir şeyler öğrenerek zamanla bir yaşam oluşturur içinde.

İçindeki yaşamı fark ettikçe daha büyük düşünceler ve duygular biriktirir kıyılarında ve varlığını ulaşabileceği en uzak noktalara yayarak denizlikten çıkar okyanuslaşır… Daha çok ve daha büyük yaşamları kapsayan, kıyılarından daha çok varlığın beslendiği… Büyüklüğünden, vermekten gocunmaz o hiç, yaşar ve yaşatır…

Ancak kolay olunmaz ve kolay da yaşanmaz okyanus gibi… Yalnızlıktır en büyük derdi. Hadi söyle kaç tane bulabilirsin kendin gibisini? İşte böyle zor yaşarsın var oluşun en güzelini…

Sonra sen büyüdükçe seçimlerinin ve duygularının dalgaları da büyür. Çılgınca çırpınırlar içinde. Baş edemezin bazen ,ufalmak istersin. Bilirsin bir daha asla dere olamayacağını ama hiç değilse deniz olayım dilersin. Dilersin de hiç beceremezsin!

Öyle bir başına yaşamak sancısını giderebilmek için el uzatırsın kıyılarında oyalanan bir kaçına. Sevinçler yaratır, sonsuz yüreğinden taşan emeğinle yeni yaşamlar sunarsın onlara. Anlayan ve algılayanlar çıktıkça umutlanırsın. Büyümelerini gözler, sen gibi oluşlarının hayallerini kurarsın. Sonra bir gün onlardan biri bir taş savurur içine, düşündüğün ve hissettiğin güzellikleri acıtır, yırtar benliğini usulca inerken dibine… Bilmeyenler der ki "bir minik taş bu, ne yapar ki senin gibi birine".

Oysa anlamazlar, dibinin sakinliğine varana dek ne uzun bir yolu vardır o minik taşın. Derinliğince sürer dinginliğinin yarılışı… Ama yine de yalnızlığına çare, ellerindeki tek umudu yitirmek istemez okyanuslar. Maviliklerince denerler, denerler, yine denerler ve yine.

23 ocak tarihli yazı güncellenmiştir.

Konuk Yazar

Wolkanca sitesine Konuk Yazar olan, dışarıdan kendi yazılarını ekleyen bir kişi.

“Okyanus olmak” için bir yanıt