Kategoriler
Ivır zıvır

Sayın köleye mektup

Albert Einstein, İsaac Newton, Farabi veya Galile olmaya hiç gerek yok, doğada herkesin bildiği ama belki farklı farklı anladığı kurallar var; canlı doğar, yaşar ve ölür, doğumdan ölüme kadar geçen yaşam süresine hayat demişiz. Bazen çok çarpıcı olabilen bir cümle; Dünya da ölmeyen hiçbir canlı yoktur.


Her yeni gün sabah karşılığında daha rahat yaşaması için gerekli parayı kazanmak umudu ile kakıp iş yerine çalışmaya gidiyor. Çalışması ile elde ettiği kazanç onun barındığı evin kirasını ödemeye, kullandığı elektirik, su gibi enerji ve kaynakların faturalarını ödemeye, yiyecekler, giyim vs. tüm bunları almasına yarıyor, biz buna kısaca geçim diyoruz. Fazlası olursa onun için endişelenmenize gerek yok bir şekilde sizden almakla görevlendirilmiş yüzlerce insan ve kurum var.

İnsanın binlerce yıllık tarihi bu anı yaşayan, geçinen insanın garipsemeyeceği ve farkedemeyeceği kadar çok kurallar, sistemler geliştirmiştir. Bunların çoğu din, gelenek gibi şeyler sayesinde nesilden nesile aktarılması garanti altına alınmıştır. Din ve gelenekler gibi şeyler başlangıçta iyi bir amaç için doğmuşsa da tıpkı Einstein'ın “ben atomu iyi bir şey için keşfettim, insanlar atomla birbirlerini öldürüyorlar” demesi gibi başka amaçlar için kullanılmıştır. Amaçların dönemine göre isimleri değişse de temelde amaç güce sahip insanların güçlerini korumları, daha da güçlendirmeleri üzerinedir belki bunu anlayabilmek için en azından başlamgıçta yazdığım kişiler gibi insanların yazdıklarını okumak veya daha önemlisi biraz düşünmek gerekebilir.

Asıl sorun şu ki anlamış olsak da güçlendikten itibaren sisteme ayak uyduruyoruz çünkü hakikaten kimse dışlanmak istemez insan için çok kötü bir duygu, sistem bunun için sınıflar yaratmıştır sizi bir sınıfa sokacak ve yeni yaşama merhaba diyeceksiniz. Sistem farklılardan ve düşünenlerden hiç hoşlanmaz. İnsanlar arası sınıflar oluşturulmasındaki neden bu uyumun sağlanmasına hizmet eder, aslında doğanın en temel kanununa göre doğum, yaşam ve ölüm açısından insanlar arasında hiçbir fark yoktur.

Ve asıl soru şu ki; sen neden varoldun, daha büyüğü evren neden ve nasıl yaratıldı? Bu soru normalde her insanın her sabah düşünmesi gereken bir soru olmasına rağmen, şu anda bilimin aradığı en önemli ve son cevabı bu iken biz beyinleri kırpılan, ev kirasını, faturaları ve benzeri şeyleri düşünmek için yeniden programlanan köle robotlar durumundayız. Çoğumuz zaten bir din, bir gelenek ile bu tür cevaplara hiç ihtiyacı olmayan canlılarız.

Gerçekten bir internet sitesine milyonlarca insan üye olabiliyor, bu milyonlarca insanın o sitede bilgisayarın tuşuna basmak için ayırdığı enerjiyi mesela dünyanın yardıma muhtaç yerlerine veya küresel ölçekte herhangi bir doğa kirliliğine ayırdığını düşünsen o konuda sorun kalmaz. Milyonlarca insanıın enerjisini bir yere toplayabilen sistem neden aynı milyonları başka yere toplamaz ve tersine parçalar?

Savaşlar kötüdür buna kimse itiraz etmez, ama insanlar binlerce yıldır hep savaşıyor, düşünürsek buna benzer kötü kabul edilen ve insanların hep yaptığı yüzlerce şey sayabilirsiniz.

Düşünmek iyidir aslında buna da kimse itiraz etmez, ama insanlar aslında hiç düşünmez, düşünenleri de istemezler, çünkü insanların düşünmesi tepelerinde kimler varsa onlar için hiç iyi bir şey değildir. Örneğin bir ülke de düşünen ve üreten insanların olması ülkeyi güçlendirir, bunu kim istemez? Tabii ki bunu dünyanın tepesinde olanlar istemez çünkü sistemleri bozulur. Düşünen insanlar işe yaramaz.

Siz düşünmeyin diye, sizin için düşünüp binlerce ihtiyaç ve yüzlerce problem yaratıp çocukluğunuzdan itibaren onları size yüzlerce kez gösterip, izletip, dinletip belleğinize işletiyorlar. Düşünmenize gerek yok biz sizin için düşündük ve ideal olan budur lütfen bizi izlemeye devam edin.

Amerikalı'nın ürettiği bir aleti sadece görmek ve dokunmak için günlerce önce yer ayırtıp heyecan duyanlar var hatta birbirini ezen insanlar. Aslında sistemin istediğinden de iyi bir şeydir bu, Sam amca için fazla mal göz çıkarmaz. Satın almak zorunda değiller, sadece bizim düşündüklerimize uysunlar ve sakın düşünmesinler, satın almasa bile o bizim düşündüklerimizi amaç olarak bellesin sonuçta o amacı için biz ne istersek onu yapma kıvamına gelecektir.

Mektup
Evet sayın köle, lcd televizyonunuz, cep telefonunuz ve mikrodalga fırınınızla size hayırlı bir ömür dileriz, siz böyle devam edin bu arada biz bilimsel araştırmalarımıza devam edip dünyaya/size, kaderinize yön vermekle ilgileneceğiz, sizi köle gibi çalıştıracağımızdan hiç şüpheniz olmasın, hiç canınız sıkılmayacak ve düşünmeye vaktiniz kalmayacağına da emin olabilirsiniz.

Sevgilerimle,

Tepedekilerden biri.

WOLKANCA

Volkan Yılmaz

Digital Marketing & WordPress & SEO volkan@volkanyilmaz.com.tr

Sayın köleye mektupiçin 7 yanıt

aynen öyle… bizde lcd yok ama vize var final var kpss var, harç var kredi var, askerlik var, ümitler var var oğlu var… herkese bir uğraş verilmiş. Geçen mynetin haberinde görmüştüm insanların %85 i mutluymuş diye, eline oyuncak verilen bebe misali herkes mutlu bakalım…..

evet volkan ağabey, demek istediğini biz anladık, dediğin gibi bazı yerlerde apayrı konular işlemişsin yazında ama genel sıkıntı başlıkta yazdığın gibi insanların köleleştirilmesi. insan yürürken elindeki telefona, ı phone'a bakmasa, şöyle bir gökyüzüne baksa. "dese ki bu nedir arkadaş? nedir bu acele, kimin için bu acele bu telaş!" teknolojiyi ilerletmek için o kadar uğraştırılıyoruz ki (köleleştirilerek) onu kullanmaya, şöyle rahat bir nefes alamaya vaktimiz yok. ha olsa da onuda yeni şeyler üretmek için kullanıyoruz. soruyorum şimdi size "nedir bu telaş ?" insan gece dışarı çıkıp, şöyle gece gökyüzüne bakıp evrenin genişliğini hissetmeli, milyonlarca yıldıza bakıp kendinin ne kadar küçük, uğraşlarının ne kadar küçük olduğunu görmeli. ve en önemlisi de asıl cevap bulması gereken sorulara yoğunlaşmalı…yazı için teşekkürler.