Wolkanca 3 yaşını doldurdu

Wolkanca.com 2005 aralık ayında doğdu. Nasıl doğduğunu aranızda az çok bilenler vardır, önce 2003-2004 gibi Msn'in o zamanki adı Msn Spaces'lerde başlayan blog yazarlığım ki o vakitler gerçekten şimdiki gibi hiç de akıllı bir iş gibi görünmüyordu bloglar, çok ön yargıları vardı vizyonsuz insanlarımızın ve gerçekten yazanlar çok çok azdı, blog kelimesi zaten yeni icat edilmişti.

Daha sonra bir sohbette hadi alan adı alalım sana Volkan diyen bir arkadaşın gazına gelip wolkanca.com'u alıp başlıyorum, hikaye bu. Wolkanca'nın neden "W" olduğuna hiç girmiyorum çünkü çok saçma bir konu V'sini başkası almıştı bende W sını aldım bu kadar basit ve düşünüyorum da çok başka absürt bir isim de olsa bence sonuç aynı olurdu çünkü ben yine benim, burada bir şeyler yazdım bu konuda.

blog-wolkanca-dogum-gunu

Buraya ilk yazmaya başladığımızda 3-5 arkadaştık, benim aklımdaki şey böyle bir arkadaş grubu olalım fikirlerimizi, bilgi tecrübelerimizi, yazmak istediğimiz her şeyi özgüce yazalım dı, bu düşüncem tam manası ile olamadı ama ben bu açığı kapatmak için çok özveride bulundum, bunları yazmaya kalksam bu yazı tam bir destan olur. Örneğin ben hariç diğer arkadaşların hiç biri ne bir programlama dili en basitinden html ne de imla kurallarına dair üst düzey bir bilgisi vardı, ben tüm arkadaşların yazıklarını tekrardan bir göz gezdirip düzenleyip gönderiyordum, bu gerçekten çok zor bir şey yani baştan yazsanız daha kolay olur.

Yazmak olağanüstü bir şey, öyle çok faydaları var ki hele de internet gibi bir mecrada, binlerce farklı düşünceden insana ulaşabildiğiniz bir yerde yazmak ve bunların eleştirilmesi, yorumlanmasını görmek insana büyük bir haz vermesinin yanı sıra kendini geliştirmesine de neden oluyor. Yazmak insanın kelime hazinesini inanılmaz genişletir, normalde günlük yaşamımızda kullandığımız kelime sayısı sınırlıdır, yazan bir insan bu kelime hazinesini geliştirip kendini daha fiyakalı ifade edebilir bu farkı yazmaya başladıktan sonra zamanla görürsünüz veya arkadaşlarınız fark eder. Yazmak iki kere yaşamak gibidir, yazdığınız şeyler yaşamınızın bir kesitidir bazen onu daha sonra belki aylar belki yıllar sonra okuduğunuzda kendi yazdığınıza kendiniz gülebilir veya ağlayabilirisiniz. Yazmak arşivlemektir de, öğrenmektir de.

Bu blogla iligli çok acayip hatıralarım var, bazısı komik, bazısı üzücü şeyler ama genelde güzel şeyler. Güzel olanların içinde en güzel olanıysa elbette güzel arkadaşlar, güzel insanlar, güzel okurlar, hediye gönderen abiler ablalar, bunlar benim için en değerlileri işte.

En sıkıntı çektiğim durum gelen yorumlara cevap verememek, okadar çok, o kadar farklı konularda yazı yazmışız ki, gelen yorumlar farklı konulara her gün onlarca geliyor ve bunlara yetişmek çok zor. Yine de elimden geldiğince ben ya da arkadaşlar yorumlara cevap yazıyor, fakat itiraf edeyim yorumları okumak benim için çok zor genelde hiç okuyamıyorum onaylanması gerekenleri göz ucu ile bakıp geçiştiriyorum çünkü o kadar çok vaktim yok keşke olsa.

En sevdiğim yanı insanın kendine ait bir alana sahip olması ve istediği gibi istediği şeyleri yazabilmesi, yani hiç bir yere bağlı değilsiniz fikirlerinizi hür iradeniz ile ifade edebilen şanslı insanlardansınız ve bunların okunduğunu bilmek de çok hoş bir şey.

Burada bu blogu okuyup yorum yazan insanların neredeyse tamamına yakınının şimdi blogları var, şu yazmam gereken bir gerçek ki aralarında çok özenti ve taklitçi olanlar var, ben şahsen bu blogun şimdiye kadar bunca senedir kamyonla taklidini gördüm bazıları şeklen bazıları başka şekillerde. Lakin bu böyledir önce insan bir esinlenme alır örnek alır ben işte çoğu insana ilk başlamalarında örnek olmaktan dolayı çok mutluyum, ve de şahsen kendim onlara blog açtığım veya açmasına ikna ettiğim tanınan tanınmayan, doktoru, mühendisi, üniversite hocası onlarca insan da cabası.

Bu blogdaki başarı esasında geniş bir kitleye hitap edebilme becerisinden geliyor, başarı denen şey se işte otrafik meselesi çok ziyaretçi durumundan ibaret deniliyor, bu bence yanlış ama genel anlayış böyle. Geniş kitleden kasıt herhangi birinin bir bilgi bir konu hakkında yorum aradığında gelip buradan faydalanması, burada yaptığımız sadece kendimizi ifade etmek, fark ise okuyucunun yazıyı okurken "bunu insan yazdı" dedirtmek, başka hiç bir numara yok. Robert Scoble ve Shel Israel'in yazdığı Çıplak Sohbetler isimli kitap da bir blog yazarı bunları insan yazdı kısmından bahseder der ki; bazen bilerek imla hataları yapardım okuyucunun yazdıklarımı samimi bulması için, ben de böyleydim, hala da aynı.

Çoğu arkadaş bloglara özellikle bu bloga ilk bakışta çok sığ düşüncelere kapılıyor, bunlardan biri bu kadar çok kişinin ziyaret ettiği bir web sitesi kesin çok farklı teknikler(bunu büyü gibi düşünüyorlar) kullandığını düşünmek. Oysa tersine web teknolojilerini geliştiren abiler-ablalar daha önce de yazdığım gibi bizlerden birileri veya bizlerle geliştirdiği için bizim üzerine fazladan bir şey yapmamıza gerek kalmıyor.

Gülşah'ın bu yazısı için teşekkür ederim, ben dün Nokia'nın viNe isimli ürününü denemek için sağ solda dolaşıyordum akşamda Nokia ofisindeydim, oradan çıkışta Jim Carrey'nin Yes Man (Bay Evet) filminin basın gösterimine gittim çıkışta da bir kaç arkadaş bir şeyler içmeye gittik saat çok geç oldu, dolayısıyla bloga hiç bakamadım, çok geç gördüm yazısını.

Evet dün wolkanca.com 3. yaşını bitirdi 4. yaşına girdi, kazasız belasız nice yıllara, en umutsuz zamanlarımda yanımda olan dostlarıma, beni cesaretlendiren arkadaşlarıma ve blogumuz da saçma sapan bile olsa yazdığımız her şeye katlanıp takip eden tüm herkese teşekkür ederim.

Volkan Yılmaz tarafından yayınlandı

Volkan Yılmaz #SEO, Digital Marketing, Growth Hacking #wolkanca volkan@volkanyilmaz.com.tr

“Wolkanca 3 yaşını doldurdu” için 19 yanıt

  1. teşekkürler yazı için 😀 valla öyle hep geç görüyon napıcaz böyle bilmiyom 😛 ya bende nasıl bir takipçiyim ya kendime alkış istiyorum 😀

  2. bu arada karikatür için onur'a da teşekkürler 🙂 bu kadar olurdu anca 🙂 ))))))))))

  3. nice yıllara patron. daha uzun seneler yazarsın umuyorum 🙂 ve ben de burada çizerim inşallah 😀

  4. nice seneler dilerim.

    bu blog denen zımbırtı türk milleti olarak bizler için yeni ve güzel bir alışkanlık. bir günlüğe, kağıda yazmak sıkıntı verici olduğundan bu ihtiyacı karşılaması ve bireylerin fikirlerini, zikirlerini kayda geçirmesi açısından faydalı bir girişim.

    hadi bakalım durmak yok, yazalım yazalım yazalım…

  5. en taktir ettiğim blogculardan birisin volkan abi. blog sitemi yeni açtığımda hiç kimseyi tanımıyordum sonra blograzzi sayesinde seninle tanıştım 🙂 iyi ki de tanışmışım ne kadar bolca sohbetimiz olmasada yinede mutluyum… domatessuyu.com olarak nice mutlu yıllara hep beraber olmamızı diliyorum 🙂

  6. "çoğu arkadaş bloglara özellikle bu bloga ilk bakışta çok sığ düşüncelere kapılıyor, bunlardan biri bu kadar çok kişinin ziyaret ettiği bir web sitesi kesin çok farklı teknikler(bunu büyü gibi düşünüyorlar)"

    ben de çok önceden site yapmak için çok büyük makineler kullanıldığını düşünürdüm. bir -iki komut makineye, internete sür. 😀

Yorumlar kapatıldı.