Kategoriler
Düşünce

Nass

To you be your religion, and to me my religion. – لَكُمْ دِينُكُمْ وَلِيَ دِينِ

Belki haklısınız, bu ülkede şaşılacak çok az şey kalmış olabilir fakat benim hâlâ şaşırdığım ilginç bir şey var, o da insanların aslında kolayca okuyabileceği ama hiç okumadığı bir kitabı elinde sallayarak ahkam kesenleri alkışlayıp başlarının üzerine çıkarması. Tabii bu sadece bizde değil tüm dünyada var olan(bilimsel adını bilmiyorum) bir olgu, bana göre biraz hastalık biraz da tembellik, kolaycılık.

Kendine güvenen şahsiyetli insanlar sorunları çözmek için veya herhangi bir konuda geliştirme yapmak için bir kurtarıcı beklemezler, çalışırlar.

İlham amatörler içindir biz oturur ve çalışırız.

Amateurs hope; professionals work. *

Şahsiyetsiz insanlarda ve geri toplumlarda kurtarıcı lider beklentisi veya bir şahsa atfedilen kutsal değerler sıkça görülür, bunun birçok sebebi elbette vardır ancak benim alanım o değil, bazı arkadaşlarımın bildiği gibi ben burada şahsen yaşadığım dönemi değerlendirip ileride bunları görebilecek insanlar için bir fikir vermek amacındayım dolayısıyla içerisinde bulunduğum düzeni eleştirmek üzere okuduklarım ve öğrenebildiklerim nispetinde Türkçemin yettiği kadar temiz, değerler üzeri yorumlar yapmaya çalışıyorum.

Lider

Liderlik ve liderler bir kötülük timsalleri olmadığı gibi esasen lider denilen kişi; kendisinden bir şeyler ekleyerek geliştirdiği sistemde kendisini gereksizleştirebilmiş olandır(look at this; Atatürk). Yani kutsal değildir ve kutsanamaz ki kişisel olarak ben insanın kendinden ve hayatından başka bir şeyi kutsal kabul etmem, hiçbir meslek, hiçbir iş vs. kutsal değildir bana göre tek kutsal insanın hayatıdır ve insan eğer kendisi kutsal ve iyi ise dünya da o oranda iyi olabilir.

Burada bahsettiğimiz lider ve liderlik nedir?

Lider konusuna giriş yapıp ortada bırakmış olmak hoşuma gitmez ancak çok ciddiyim buraya(bana ait olan bir yer) yazdığım şeyleri tıpkı bir Tweet atarmışçasına anlık hiç hazırlanmadan yazıyorum ve hemen yayımlıyorum bu yüzden hızlıca liderin putlaştırılması psikolojisine girmek isterim. Liderlerin putlaştırılmasına örneklerle o okumadığımız kutsal kitaplarda da bahsedilir, dinbaz ahmaklaşma ameliyesi çevrelerin dillendirdiği gibi örneğin Mustafa Kemal Atatürk putlaştırılmış bir lider değildir aksine Atatürk tüm putları yıkan bir hocamızın dediği gibi “Putkıran” bir şahsiyettir ki yukarıdaki lider paragrafımda bahsettiğim gibi gerçek bir liderde olması gereken şeyi yapmıştır yani sistemi kurmuş ve kendisini gereksizleştirmiştir, Cumhuriyet ve şu an eritip bitirdiğimiz ülkenin felsefi temellerinde katkısını sunmuş ve hepimiz gibi ölüp gitmiştir. Gerçekte “liderin putlaştırılması” kutsal kitaplarda da geçtiği gibi yaşayan insanlara atfedilen kutsiyet ve onların bir kurtarıcı gibi görülmesidir, ölmüş canlıların(insan/köpek) heykelinin dikilmesi o okumamış ama inanan cahillerin dediği veya inandığı gibi “put” ve putlaştırmak değil aksine yaşayan insanların(genelde diktatörler/firavun vs.) putlaştırılmasıdır. Yaşayan bir insanın putlaştırılmasına en iyi örnek firavunlar gibi dursa da bana göre aşktır, evet edebiyat tarihinde gösterilebilecek en büyük putlarından biri Leyla ve Juliet olabilir.

Bir süre bir durumda, başarı lidere itaat ve teslimiyetle sağlansa da(askerlikte şart) bu itaatin meşru sınırlar içerisinde olması gerektiği(kanunsuz kanunlara uyulmaz) asla unutulmamalıdır. Tarih boyunca niceleri böyle bir putperestliğe düşmüşler ve fakat haberleri bile olmamıştır.

Putperestlik, çağdaş dünyada bilim, medeniyet ve düşünce alanlarında gelişmiş ülkelerde de hala varlığını sürdürmektedir. Nitekim Roma’daki “Aziz Pietro’nun” ayak izlerini taşıyan boyalı birbiri üzerine yerleştirilmiş olan taşların “ öpmekten” ve “yüz sürmekten” aşındırılması bunun en iyi örneğidir.

Prof. Dr. Hasan Tahsin Feyizli

Yazılarımda Atatürk’ün ismini geçirmek hoşuma gider bu çok doğal çünkü hem en çok okuduğum örnek aldığım şahsiyet odur hem de Türk olduğu için şanslıyım çünkü bıraktığı izlerin hepsi Türkçe kolay oluyor. Yoksa bir Alman olsaydım herhalde Immanuel Kant, Karl Marx ve Friedrich Nietzsche benim için daha verimli kaynaklar olabilirdi, ve düz Kemalistim, direk bodoslama, tadına tuzuna bakmadan boş muhabbetlere gerek yok. Ayrıca Yunus Emre ve Ömer Hayyam’ı da o kadar severim ama onları Atatürk kadar anlaması kolay değil zira Atatürk basittir eylem adamıdır, anlamak için delirmek zorunda kalmazsın, nettir zaten askerdir anlatmak yerine yapmak onun için daha kolaydır, Ömer Hayyam ise mesela okursun okursun fakat deli değilsen anca işine gelen yerleri Twitter’da quote olarak paylaşacak kadar belki anlarsın. Yunus Emre de der ki mesela; “Derdi dünya olanın, dünya kadar derdi olurmuş“, “Derviş Yunus sana söyleme derler, ya ben öleyim mi söylemeyince.“, o da delidir yani, aşık derviş kendisi. Ha akıllı hissediyorsanız bu dönem delirmek için en uygun zaman bu arada tavsiye ederim.

Gelelim nass’a.

Ben kelimelerin kaynağına veya sözün hangi dilde olduğuna takılmam, ben hayata bakarım ve beni ilgilendiriyorsa takılırım ki sanıyorum bu beni ilgilendiriyor çünkü TL ile maaş alıyorum, kabak bile bu ülkede benden iyi yaşıyor, burada ben insan yerine kabak olsam %84 zam alır canımı da sıkmazdım bana ne ki kardeşim. O yüzden bu nass’a ben takıldım arkadaş, annadın?

Bir ülkeyi, kabileyi, topluluğu veya apartmanı yönetirken bir konuda yaptıklarını “nass” diye anlatıyorsan eğer, nedir bu nass açıklaman gerekir. Açılımı, manası, anlamı, içeriği nedir? Dini bir sebep mi? Başka bir nass’mı, bizim bilmediğimiz ve devletimizin bağlı olduğu Anayasa ve kanunlarda yazmayan bir şey mi? Etrafında hiç mi soran yok bu soruları gerçekten bu kadar mı acizler bu insanlar bu kadar mı omurgasızlar?

Anayasamızda bulunan laiklik ilkesini, Modern Cumhuriyet sistemini, evrensel demokrasiymiş filan geçtim bunları ben, eğer bu şahsın bahsettiği nass dini bir sebepten ötürü ve bu şahsın nassı ile benim de içerisinde bulunduğum halkın yaşamı zorlaşıyor ise o zaman benim okuduğum ve inandığım dinin kitabından aşağıdaki alıntıyı kendisine göndermek isterdim yoksa diyemeyeceksem Yunus’un da dediği gibi kapatalım dükkanı gidelim buralardan:

۝ Say, “O disbelievers,
۝ I do not worship what you worship.
۝ Nor are you worshippers of what I worship.
۝ Nor will I be a worshipper of what you worship.
۝ Nor will you be worshippers of what I worship.
۝ For you is your religion, and for me is my religion.

Al-Kafirun – Kuran https://g.co/kgs/cwZcQ9

Senin dinin sana benim dinim bana. Uzatmayalım çünkü işe tarihsellik ekleyip önce inen ayet sonra inen ayetler filan gibisinden mevzulara girerseniz sizi Edip Yüksel’e havale ederim perişan olursunuz, delilik de bir yere kadar dozunda iyi. Yaratıcı burada “DE(Say)” ki diyerek kimin inanan kimin inanmayan veya kimin neye nasıl inandığını peygamberin bile karar vermeyeceğine vurgu yapar(o dönemde peygamberi kabul etmeyenlere) ki bu dönemde bir şahıs çıkıp da bana nass diyerek ahkam kesecekmiş, başkan güzel sistem kurmuşsun gerçekten.

Sizin cennet dediğiniz yere ben eşeğimi bağlamam!

eşeği de çalarsınız çünkü.

Kafi.


Kakistokrasi
sabah cahit gibi uyanmak istiyorum. avokadolu ne içiyoruz veya sürüyoruz? Avokado #avokado #avokadoterörü
it does not matter.

Kitap tavsiyesi; Stefan Zweig – Der Amokläufer g.co/kgs/NpqssT

Diğer bazı şeyler:

TIMARHANEDE BU HAFTA- 29 ‘BOJİ’NİN KAKASI KADAR AKLI OLMAYANLAR’
Pratik ve becerikli olmak: Pratik ve becerikli olmak sömürülme sebebi midir? Türkiye’de %98 oranında EVET!

1997’de T.C. gençliği, @OldLaikDays: https://twitter.com/Oldlaikdays/status/1461657491696201735

Terörist misin? (Test): Günümüzde Türkiye’de yaşayıp da terörist olmamak çok zor, bu şema ile kendinizi test edebilirsiniz.
Demokrasi nedir?: Demokrasi sandık/seçim değildir.
Atatürk’ün hazırlattığı hutbeler: Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe…
Paralel evrende bugün: -Amerika’nın, İngiltere’nin halini görüyorsunuz değil mi?-
Sorununuz ekonomi mi?: Değil.
WOLKANCA

Volkan Yılmaz

Digital Marketing & WordPress & SEO volkan@volkanyilmaz.com.tr